100 Puan

       Öğretmen zarfların cümledeki görevlerini anlatmıştı. Konunun anlaşılıp anlaşılmadığını anlamak amacıyla tahtaya bir cümle yazdı, zarfların altını çizdi. “Yazdığım mektubu zarfa güzelce yerleştirdim, iki üç saat sonra da postaladım.” Öğretmen:
       —Cümlesinde geçen zarfların çeşidini kim belirtecek? dedi. Derslerle pek ilgisi olmayan Abdi, istekle parmak kaldırdı. Öğretmen Abdi’yi kaldırarak,
       — Soruyu doğru cevaplarsan 100 puan alırsın, Abdi sevinçle:
       — “Güzelce” zarfı; çiçekli ve kalpli aşk zarfıdır, “iki saat sonra” zarfı; geciktiğim için kusura bakma anlamında sarı renkli resmi zarftır, hocam.
-Böyle bir şey anlatmadım.
       — Yaşamayan anlatamaz, 100 puanımı unutma hocam!

      Söz Sanatları

      KİŞİLEŞTİRME(TEŞHİS)

      Örnek: Taşlar ezildiğinden yakınıyordu. Cümlesinde “yakınma” insana özgü bir niteliktir. Bu nitelik doğada bulunan cansız bir varlığa” taşa” verilmiştir. Bu örnekteki açıklamadan yola çıkarak tanımı yapalım.
      Tanım: İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara, insana özgü nitelikleri verme sanatına kişileştirme denir.
      Örnek: Bir örnekte canlı varlığa verelim.
      Ağaçlar, sabah yeliyle sakın kalkma şarkısı söyler.

      BENZETME(TEŞBİH)

      Örnek: Annemin pamuk gibi elleri, deniz gibi gözleri var.
      Yumuşaklık açısından pamuk güçlü, eller zayıftır. Aynı durum gözlerde de geçerli.
      Tanım: Anlatımı güçlendirmek için aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan nitelikçe zayıf olanı güçlü olana aktarma sanatına benzetme denir.

      KONUŞTURMA(İNTAK)

      Örnek: Ağaç, rüzgâr dallarımı budadı, dedi.
      Örnekte ağaç konuşmaktadır. Konuşma özelliği insana aittir.
      Tanım: İnsan dışındaki varlıkların konuşturulması sanatına denir. Her konuşma sanatında kişileştirme sanatı vardır, ancak her kişileştirme sanatında konuşturma sanatı yoktur.

      ABARTMA(MÜBALAĞA)

      Örnek: Ne ağlarsın? Gözyaşların sel oldu.
      Cümlede gözyaşlarının birikip sel olması; ağlamanın fazla olduğunu bildirir, ancak sel olması mümkün değildir.
      Tanım: Herhangi bir durumu, olayı, işi ve oluşu güçlü anlatabilmek için olduğundan çok daha fazla ya da çok daha az gösterme sanatına abartma denir. Abartmada mantık sınırları zorlanır.

      SEVGİLİ ÖĞRENCİLER,

      YUKARIDAKİ DÖRT SÖZ SANATINA İLİŞKİN İKİ ÖRNEK CÜMLE YAZAR MISINIZ?

      Anlatım Biçimler

      1)Açıklayıcı Anlatım,
      2)Öyküleyici Anlatım (Hikaye Etme)
      3)Betimleyici Anlatım (Tasvir Etme)
      4)Tartışmacı Anlatım

      A) AÇIKLAYICI  ANLATIM:

      Herhangi bir konu hakkında bilgi vermek, öğretmek amacıyla oluşturulan anlatım biçimidir.

      Açıklama, bilgi verme amacı taşıdığı için ansiklopediler, ders kitapları, gazeteler, açıklamalı sözlükler, yemek tarifi kitapları… bu anlatım biçimini kullanır. Yine bir düşüncenin aydınlanması amaç edinildiğinde makale, fıkra, deneme, eleştiri, röportaj… gibi yazı türlerinde bu anlatım biçimine yer verilir.

      ÖRNEK: Gıda yardımından yararlanmak isteyenlerin mahalle muhtarlarından yoksulluk belgesi almaları gerekmektedir. Söz konusu belge ile belediyeye müracaat edilecektir. Yardımlar her ayın 5’i ile 10’u arasında yapılacaktır.

      B) TARTIŞMACI ANLATIM:

      Okuyucuyu ya da dinleyiciyi istenilen davranış ve düşünce biçimine yöneltmek amacıyla başvurulan bir anlatım biçimidir. Bu anlatım biçimiyle okuyucunun sahip olduğu düşüncenin değiştirilmesi amaçlanır. Yani amaç düşünce ve konularda değişiklik yapmaktır.

      ÖRNEK: Metnin dili iletişim dilinden ayrı gibi görülüyor. Doğallıktan uzak bir dil. Süslü püslü, özentili, abartmalı ve boş sözler yığını gibi. Bunu edebiyat dilini günlük dilden apayrı gören bir anlayışa bağlayabiliriz. Oysa edebiyat dili günlük dilden tümüyle kopuk bir dil olmamalıdır. Gündelik dilin güzel, duygusal, samimi yönüyle olmalı.

      C) ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM:

      Bu anlatımda; olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, anlatmak istenileni bir olay içerisinde vermektir. Öyküleyici  anlatımda olaylar oluş haline uygun olarak bir dizi halinde verilirse birbirine bağlanır. Öyküleme, tasarlanan ya da yaşanan bir olayın anlatımıdır. Roman, hikaye ve masalların anlatımı öyküleyici anlatım biçimindedir.

      ÖRNEK: Yavaş yavaş yürüdü, öğretmen masasına yöneldi, birden gözleri karardı, öğretmen ve sınıftaki öğrenciler gözlerinin önünde hızla döndü.

      D) BETİMLEYİCİ ANLATIM (TASVİR ETME):

      Betimleme sözcüklerle resim çizme işidir. Varlıkların niteliklerini, bu varlıkların duyularımız üzerinde uyandırdıkları izlenimleri belirtmektir. Betimleme nesnelerin, varlıkların, belirgin özelliklerini tanıtıp göz önünde canlandırmaktır. Bu anlatımda okuyucunun çeşitli duyularına seslenilerek anlatılan varlıkla ilgili izlenim kazanılması amaçlanır. Bu amacın gerçekleşmesi için titiz bir gözlem gerekir. Gözlem sırasında ayırt edici özelliklerin anlatılmasına özen gösterilir.

      ÖRNEK: Yolun iki yanında bulunan sık ağaçlıktan dolayı karanlıkta hiçbir şey gözükmüyordu.

      SEVGİLİ ÖĞRENCİLER, ANLATIM BİÇİMLERİYLE İLGİLİ PARAGRAFLAR OLUŞTURUR MUSUNUZ?

      DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI
      TANIMLAMA:

      Bir kavrama ya da olayın belirgin özellikleriyle anlatılmasına tanımlama denir. Tanım kısaca “nedir” sorusuna verilen cevaptır.

      ÖRNEK: Kalem yazı yazmaya yarayan bir araçtır. 

      Çalışma, yaşam için verilen uğraşıdır.

      ÖRNEKLENDİRME:

      Düşüncenin somutlaştırılması yöntemidir. Anlatılmak istenen düşüncenin okuyucunun kafasında canlandırılmasıdır.

      ÖRNEK: Kültür varlıkları bir toplumun zenginliğinin göstergesidir. Ülkemizdeki bu zenginlikler arasında Efes Antik Kenti, Nemrut, Topkapı Sarayı … gibi birçok eser vardır.

      KARŞILAŞTIRMA:

      İki varlık, iki kavram ya da iki şey arasındaki benzerlik ve karşıtlıklardan yararlanma söz konusudur. Benzerliklerin ya da karşıtlıkların ortaya konması karşılaştırma ile olur.

      ÖRNEK: Türkçe halkın konuştuklarını içerirken, Osmanlıca yüksek zümrenin konuştuklarını içerir.

      TANIK GÖSTERME(ALINTI YAPMA):

      Anlatılmak istenilen düşüncenin başkalarının görüşlerinden, sözlerinden yararlanarak açıklanması yoludur. Başkalarının aynı konuda söylediği sözler yazı içerisinde alıntı olarak gösterilir. Tanık olarak düşüncesine başvurulan kişinin, konusunda uzman güvenilir olması gerekir.

      ÖRNEK: Öğretmenler toplumu değiştirebilir. Atatürk: “Öğretmenler! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” Sözüyle bunu ne güzel anlatmıştır.

      SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA:

      Düşünceyi inandırıcı kılmanın yollarından biri de sayısal verilerden yararlanmadır.İnsanlar okuduklarının sayılarla desteklendiğini görürlerse yazıyı daha da inandırıcı bulurlar.

      ÖRNEK: Toplumumuzda son yıllarda kız öğrencilerin okuma oranı hızla arttı. Okulumuzda da bu oran %49’dur.

      BENZETME:

      Çoğunlukla cümle düzeyinde kullanılan, anlamı zenginleştirmeyi amaçlayan bir düşünceyi geliştirme yoludur. Paragrafın içinde yer yer bulunur, anlatıma güç katar. Benzetme, aralarında benzerlik olan iki şeyden benzerlikçe zayıf olanı güçlü olanla anlatmaktır.

      ÖRNEK: Güneşli bir güne uyanınca kendimi tüy gibi hafif hissettim.

      SEVGİLİ ÖĞRENCİLER, DEFTERLERİNİZE DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARIYLA İLGİLİ ÖRNEKLER YAZINIZ.

      Fiilimsiler

      İsim Fiiller

      Örnek: Okuldan çıkış saati 15.10’dur.

      Bu cümlede “çıkış” sözcüğü isim fiildir. “Çık-” eylemdir, “çıkış saati” ad tamlamasında “çıkış” sözcüğü tamlayan olduğundan isimdir.  İkisini bir araya getirip ne söyleriz? İsim fiil 

      Tanım: Fiil kök veya gövdelerine ( – ma , – ış , – mak ) ekleri getirilerek yapılır.

      UYARI: Asıl isimle isim fiili karıştırmamak gerekir. 

      Evde ekmek kalmadı.

      Tarlaya buğday ekmek zamanı bugün.  

      Yukarıdaki birinci cümlede ekmek yiyecek adı diğer söyleyişle kalıcı ad. İkinci cümlede ekmek eylemin adıdır.

      SORU: Aşağıdaki kelimeleri hem kalıcı ad hem de isim fiil olarak cümlede kullanınız.

      Giriş

      Yemek
      Kazma

      Sıfat Fiiller

      Örnek:

      Derse geç kalan öğrenciyi öğretmenimiz idareye gönderdi.

      “kalan” kelimesi isimden önce geldiği için sıfat, eylem karakteri taşıdığı için de sıfat fiil görevindedir.

      TANIM: Fiil kök veya gövdelerine ( – an , – ası , – mez , – ar , – dik , – ecek , – miş ) ekleri getirilerek yapılır.  Sıfat fiiller cümlelerde sıfat veya adlaşmış sıfat görevinde kullanılabilir.

      Örnek verelim:

      Tanıdık kişilerdi gelenler.  ( – dık sıfat fiil eki tanı- fiilini sıfat yapmış. )

      Bilmiş çocuk beni terletti.  ( – miş sıfat fiil eki bil- fiilini sıfat yapmış.  )   

      UYARI: Olumsuzluk bildiren “–mez, -maz” ekiyle sıfat fiil ekini karıştırmayınız. 

      Bu konular bitmez. ( Burada – mez eki bit – fiiline zaman anlamı veriyor. Bitmez burada sıfat görevinde değil. Sıfat görevinde değilse sıfat fiil de olamaz. ) 

      Bitmez sıkıntıları vardı. (Bu cümlede sıkıntı adını nitelediği için sıfat fiil görevinde zaman anlamı vermez.) 

      Uyarı: Sıfat fiiller adlaşmış sıfat fiil olarak kullanılabilir.

      Bil – en – ler anlatsın. ( Burada bil – fiili – en sıfat fiil ekini almış  ve adlaşmış sıfat görevinde kullanılmış.)         Adlaşmış sıfatın açılımını yapalım.  

      Bilen (kişiler ) anlatsın. ( Bilen kişiler sıfat tamlamasında sadece “bilen” sözcüğü kullanıldığı için adlaşmış  sıfat görevinde kullanılmıştır.)

      SORU: Aşağıdaki cümlelerde geçen sıfat fiilleri bulunuz.

      Bilmiş öğrenci, soruların hepsini bilmiş.

      Gelecek yıl dayımlar bize gelecek. 

      Geçit vermez dağlar kimselere yol vermez.

      Zarf Fiiller

      Örnek:

      Koşa koşa eve gitmiş.

      “Koşa koşa” kelimesi fiilin durumunu belirtiği için zarf, koş- hareket bildirdiği için fiildir. Bu cümlede çift görev üstlenen  “koşa koşa” kelimesi zarf fiildir.

      TANIM: Fiil kök veya gövdelerine ( – madan , – dıkça , – ıp , – arak , – casına , – maksızın , – a …-a , – alı,  – ken , – dığında , – r … -mez , – asiye , – ınca ) ekleri getirilerek yapılır.  Zarf fiiller zarf görevinde kullanılırlar.

      Gel – ir gel – mez  sofraya oturdu.  ( – r … -mez zarf fiil ve ne zaman oturdu sorusuna cevap verdiği için zaman anlamı katmış) 

      Dur – madan konuşuyor.  ( – madan zarf fiil ve nasıl konuşuyordu sorusuna cevap verdiği için durum anlamı katmış) 

      SORU: Aşağıdaki cümlelerde geçen zarf fiilleri bulunuz. 

      Gülünce ne kadar tatlı oluyorsun.
      Baban eve gelir gelmez beni arasın.
      Tarlada akşama kadar hiç dinlenmeden çalıştı.

      BU ANLATIMDA GEÇEN FİİLİMSİ SORULARINI  DEFTERLERİNİZE YAPINIZ .

Söz Grupları

     ÖZDEYİŞLER

    Bir düşünceyi kısa ve özlü biçimde anlatan, bir ya da birkaç cümlelik söyleyeni belli olan sözlere özdeyiş denir.

        ÖRNEKLER:

     “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”

Atatürk

      “Efendiler siz hayatınızda mebus olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Fakat hiç bir zaman sanatkâr olamazsınız.”

  Atatürk

      SORU:

      Atasözleriyle özdeyişleri nasıl ayırt edebiliriz? Defterlerinize yazınız.

      YANSIMA SÖZCÜKLER:

       Canlı ve cansız varlıkların çıkardıkları seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklerdir. 

   ÖRNEKLER:

   “tık” sesinden “tıkırtı, tıkırdamak, tıkırdatmak…”

   “şırıl” sesinden “şırıl şırıl, şırıltı, şırıldamak…”

   SORU:

      Yansıma sözcüklerin kökleri anlamlı mı, değilse neden? Cevaplarımızı defterlerimize yazmayı unutmayalım.

       
    İKİLEMELER

       Anlamı pekiştirmek, güçlendirmek, anlatımı ilgi çekici duruma getirmek için aynı sözcüğün, eş, yakın, karşıt anlamlı veya sesleri birbirini çağrıştıran sözcüklerin yan yana kullanılmasıyla oluşturulan sözcük grubuna ikileme denir.

       Örnekler:

   Şırıl şırıl, abuk sabuk, cam çerçeve, tir tir titremek…

   İkilemelerin Oluşum Şekilleri

  Aynı sözcüğün tekrarı: Usul usul, akın akın, gide gide, sıkı sıkı, yüze yüze, otura otura…

  Eş anlamlı sözcüklerle: Şan şöhret, akıllı uslu, yorgun argın, laf söz, mutlu mesut, gizli saklı…

  Yakın anlamlı sözcüklerle: Ağrı sızı, yer yurt, üst baş, sağ salim, ak pak,  az buçuk, yalan yanlış…

  Karşıt anlamlı sözcüklerle: Aşağı yukarı, az çok, düşe kalka, acı tatlı, büyük küçük…

  Biri anlamlı diğeri anlamsız sözcüklerle: Çoluk çocuk, eski püskü, ezik büzük, falan filan, sıkı fıkı, tek tük, ufak tefek…

  İkisi de anlamsız sözcüklerle: Ivır zıvır, eciş bücüş, mırın kırın, çıtı pıtı, paldır küldür …

  Yansıma sözcüklerle: Şırıl şırıl, şarıl şarıl, vızır vızır, çatır çatır, çıtır çıtır, gümbür gümbür…

  İkinci kelimenin başına “m” ünsüzü getirilerek oluşturulur: Para mara, ev mev, yemek memek,

  İkilemeyi meydana getiren sözcükler ayrı yazılır. Bu sözcüklerin arasına hiçbir noktalama işareti konmaz:

      Onlar evmev almamışlar.(Yanlış)
      Onlar ev mev almamışlar . (Doğru)

      Kuru yemişleri çıtır, çıtır yedi. (Yanlış)
      Kuru yemişleri çıtır çıtır yedi. (Doğru)

  Bazı ikilemeler kalıplaşarak bitişik kullanılmaktadır.

      Annem cızbız köfte yaptı.

   Sözcüklerinden birinin önüne “m” ünsüzü getirilerek yapılmış ikilemeler ayrı yazılır:

       Para mara, cam mam

   İkilemenin arasına gelen mi edatı anlamı güçlendirir.

   Tembel mi tembel

   Türkçede, çekim eki alarak (iyelik eki, hal ekleri vb.) meydana gelen ikilemeler bulunmaktadır.

       diz dize, nefes nefese, baş başa, kıyıda köşede, sağdan soldan,  saçı başı, kaşı gözü…

   İkilemeyi meydana getiren kelimeler “yapım eki almış sözcükler” olabilir.

      irili ufaklı, güçlü kuvvetli, kırık dökük, yerli yersiz, dalgın dalgın, dertli dertli…

  İkilemeyi oluşturan sözcükler, kalıplaşmıştır.  

      Bugün zıvır ıvır beslendin.

      Yerlerinin değiştirilmesi uygun olmamaktadır.

   İkilemeler cümlede isim, sıfat ve zarf görevinde kullanılabilir. Cümlede tamlama şeklinde bulunabilirler.

      SORU: Aşağıdaki cümlelerde bulunan ikilemelerin oluş biçimlerini yay ayraç içine yazınız.

1.Kırık dökük bir yerdeyiz. (                                                           )
2.Şirin mi şirin çocuk, kardeşinmiş.(                                                   )
3.Güzel güzel derslerinize çalışın.   (                                                   )
4.Meyveleri irili ufaklı dizmişti tezgaha.(                                          )
5.Beni ıvır zıvır işlerle meşgul etti. (                                                  )     

        DOLAYLAMA

        Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden fazla sözcükle anlatılmasıdır.

   ÖRNEKLER:

file bekçisi (kaleci)
Yavru Vatan (Kıbrıs)
bacasız sanayi (turizm)
beyaz cam (televizyon)
tahta at (tabut)
ölüm meleği (Azrail)
derya kuzusu (balık)  
meşin yuvarlak (top)
beyaz altın (pamuk)
ormanlar kralı (aslan)

         Örnek Soru: Tek kelimeyle belirtilebilecek bir kavramı, birden çok kelimeyle anlatmaya dolaylama denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, dolaylama yoktur?

A)Bizde tepeye “höyük” derler.
B) Yavru vatanda ”korona” sıkıntısı bizim gibi.  
C) Ormanların kralı, bizi korkuttu.
D) Balıkçı, “Derya kuzuları!” diye bağırıyordu.
Cevap: A

   GÜZEL ADLANDIRMA

      Bazı sözcüklerin kullanılmasını toplum ahlakına aykırı gören ya da kimi sözlerin söylenmesini uygun bulmayan insanlar, onların yerine başka sözler kullanmıştır. Bu duruma güzel adlandırma denir.

      Örnekler:

     İnsanlar “cin” sözünü kullanmak istemez, onun yerine “iyi saatte olsunlar” ya da “üç harfli” derler.

     Gözleri görmeyen birine, “kör” denilmesi kaba sayıldığından “görme engelli” denir, kulakları duymayana da “işitme engelli” denir.

     Sevilen biri için “öldü” denmez, “hayata veda etti, sizlere ömür, son yolculuğuna çıktı, onu kaybettik” denir.

     SORU: Dolaylama ile güzel adlandırma arasındaki farkı bulabildiniz mi? Sevgili öğrenciler, bulduysanız cevabınızı yazınız.


SÖZ GRUPLARI TEST

1.İki arkadaş gençlik yıllarında birlikte gezip eğlendiler, bu durumu daha ileriye taşımaya karar vererek iş ortaklığını gerçekleştirdiler. Çocuklar büyüyünce ortaklık bozuldu, iki arkadaş arasında kırgınlık oluştu.
Metnini anlatan atasözü aşağıdakilerden hangisidir?
A)Bir dost ancak kırk yılda kazanılır.
B)Dost dediğinin gölgesinde suç işlenir.
C)Hayırlı dost, hayırsız hısımdan yeğdir.
D)Dostluk başka, alışveriş başkadır.


2)Çok çalıştım; günde tam on saat, molalarda bile dinlenmedim. Akşam patron bana asgari ücretten bile az bir ücret ödedi. Bunun üzerine işten ayrılıyorum, ……………………………………………………………………………………………………………………………… dedim.
Metinde boş bırakılan yer, aşağıdaki atasözlerinden hangisiyle tamamlanır?
A)Zahmetsiz rahmet olmaz.
B)Ak akçe kara gün içindir.
C)Aç ayı oynamaz.
D)Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.


3)Aşağıdaki cümlelerde bulunan ikilemelerden biri, soruyu okuyan öğrenciye şöyle dedi: ”Farklı olduğumu bulamazsan çalışmadığını düşünürüm senin.”
Farklı olan ikileme aşağıdaki cümlelerin hangisindedir
?

A)Çocuk düşe kalka yürür.
B)Yollar eğri büğrüydü.
C)Portakallar irili ufaklıydı.
D)Tarlada bata çıka yürüdük.


4)Cümlelerde bazen birden fazla kelimeyle tek kavram anlatılabilir. Bu cümle aşağıdakilerden hangisidir?
A)Bu ara beyaz cama takılmadım.
B)Bahçemin gülü tomurcuklandı.
C)Sınıf şişmanının ağzı boş değil.
D)Dost düşman belli mi?


5)Aşağıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi sözlük anlamıyla kullanılmıştır?
A)Konuşulanlara kulak kabarttı.
B)Olayı diline doladı.
C)Dersin çoğu gitti azı kaldı.
D)Derslerime şöyle bir göz attım.


6)Aşağıdaki sözlerden hangisi toplumsal değildir?
A)Allah yardım ederse kuluna her iş girer yoluna.
B)Herkesin yardımlaştığı yerde işler yarım kalmaz.
C)Almayı iyi görüyorsan vermeyi kötü görme.
D)Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.


7) Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim açıklamasıyla verilmemiştir?
A)Çete, fidye almak için çocuğu zorla alıkoyarak dağa kaldırmış.
B)Burada duranlara yapılmaz, dağdan gelip bağdaki kovulmaz.
C)Bu son olay aklını aldı.
D)Öyle çok üzüldü ki dağlara düştü.


8) Aşağıdaki deyimlerden hangisi mutlulukla ilgili değildir.
A)sevinçten uçmak
B)kalbi küt küt atmak
C)ağzı kulaklarına varmak
D)bayram etmek


9) Aşağıdaki cümlelerden hangisi öğüt verir?
A)Kendini sağlam bilen hastanın tedavisi yoktur. ( Fisher)
B)Sağlığın başlangıcı hastalığı tanımaktır. (Cervantes)
C) Hekimsiz, hâkimsiz yerde oturma.(Türk Atasözü)
D)Düşünmeden konuşmak ateş etmeye benzer.(atasözü)


10) Aşağıdaki atasözlerinden hangisi doğa olaylarıyla ilgili değildir?
A)Ağaç yaş iken eğilir.
B)Üzüm üzüme baka baka kararır
C)Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.
D)Dostun attığı taş baş yarmaz.