100 Puan

       Öğretmen zarfların cümledeki görevlerini anlatmıştı. Konunun anlaşılıp anlaşılmadığını anlamak amacıyla tahtaya bir cümle yazdı, zarfların altını çizdi. “Yazdığım mektubu zarfa güzelce yerleştirdim, iki üç saat sonra da postaladım.” Öğretmen:
       —Cümlesinde geçen zarfların çeşidini kim belirtecek? dedi. Derslerle pek ilgisi olmayan Abdi, istekle parmak kaldırdı. Öğretmen Abdi’yi kaldırarak,
       — Soruyu doğru cevaplarsan 100 puan alırsın, Abdi sevinçle:
       — “Güzelce” zarfı; çiçekli ve kalpli aşk zarfıdır, “iki saat sonra” zarfı; geciktiğim için kusura bakma anlamında sarı renkli resmi zarftır, hocam.
-Böyle bir şey anlatmadım.
       — Yaşamayan anlatamaz, 100 puanımı unutma hocam!

İnternet Uyutmaz

Öğrenci matematik dersinde,
Dalgın mı dalgın, sanki uykuda.
Öğretmen öğrencisini fark eder,
İlgisini derse çekmek ister:
— Bir soru sorayım, yüz puan al,
Öğrenci sağa sola bakarak:
— Kazık sorma, olsun kaymakla bal,
Öğrencisine gülümseyerek:
— Ders yılı tam otuz altı hafta,
— Haftalık iş günü beş, ne eder?
Öğrenci bir gerinir, bir esner,
Cevabında kendinden çok emin:
— Gayet basit otuz altı hocam.
Öğretmen şaşkın “Nasıl anlat?” der.
-Her gün uykudasın diyen hocam;
Yasak olmadığı internetin,
Tek günüm Pazar, uyanık olan,
Otuz altı gün etmez mi hocam?

Niye çalışıyorum biliyor musun? Daha çok ürün alayım da biraz daha fazla zevk yapayım, diye.

Boşuna Yaşamış

Altmış yaşındaki adam, eşinin rahatsızlığından yakınmaktadır. Ev işlerini yapmaktan sıkıldığını söylemektedir. Hinlik düşünen komşu oğlu:
─Dayı gel kafayı dağıtalım, eğlenelim, der. Adam nazlanır ama sonunda ikna olur. Pavyona giderler, felekten bir gece çalarlar. Birkaç ay içinde yaşlı adam, hatırı sayılır parasını pavyonda harcar. Ağızdan ağıza dolaşan bu olayı, komşu oğlu en son duyar. Duyunca kızar, adamı bahçede çalışırken bulur, sitemle:
─Dayı oraya senede bir iki defa gidilir, ne yaptın sen? Bütün paranı harcamışsın, ben sebep oldum, yengemin yüzüne nasıl bakacağım? der.
Adam:
─Kimseye götürdüğünü demedim ki seninle bir kez gittim, gerisinde bir buçuk ay her gece gittim, der. Bunun üzerine komşu oğlu,
─Yeni hasada çok var, ne yapacaksın şimdi?
Adam:
─Dert etme yeğenim, küllük kefenlik param vardı onunla idare ederiz, der. Komşu oğlu işinin kolay olması dileğinde bulunduktan sonra ayrılırken, yaşlı adam:
─ Niye çalışıyorum biliyor musun? Daha çok ürün alayım da biraz daha fazla zevk yapayım, diye. Komşu oğlu,
─Hayda!
Adam:
─Teşekkür ederim sana, bu zamana kadar yaşamamışım ki… Yaşamayı öğrettin bana.

Kız Sesi

Baba oğlunu alıp gezmeye çıkar,
Babanın bir tanıdığına rastlarlar,
Hal hatır derken çocuk bilmiş mi bilmiş:
─Ne komik konuşuyorsun. Adam kızmış,
Anlatabilsem afacana derdimi,
Peş peşe sıralar tıbbi söylemleri:
─Gençken beklenmedik bir kaza geçirdim,
Ameliyatta zedelendi ses telim.
Çocuk, demene göre doktora gittin,
Anlamak zor niye kız gibi ses aldın?

fıkra, körfez, rus fıkrası, karadeniz fıkrası, komik fıkra,

Körfez

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Ruslar çeşitli gerekçelerle Doğu Karadeniz’e akın ederler. Eğlenceye düşkün Rus kadınlardan bazıları Körfez adlı restoranın müdavimlerindendir. Halk arasında bu restoranın adı ayyuka çıkmıştır. Erkek çocuklar da bu restoranı çok merak ederler. Sosyal Bilgiler dersinden yazılıya girecek çocuğu annesi evde çalıştırırken coğrafi terimler sorar. Öğrenci tüm terimleri doğru cevaplar, anne çok mutludur.

─Son bir soru daha sorayım oğlum, der.
─Körfez nedir? Çocuk hiç düşünmeden cevabı yapıştırır,
─Rus karılarının satıldığı yerdir, der demez anne bir çığlık atar, çığlığı duyan baba oturma salondan apar topar gelir,
─Ne oldu hayatım, diye sorar. Anne dehşet içinde oğlunun cevabını anlatır. Baba gülümseyerek,
─Oğlum haklı, erkekler bu cevabı verir, deyince anne daha yüksek bir çığlıkla,
─Çocuğa yanlışı anlatacağına gülüyorsun, utanmadan hak veriyorsun, der. Eşine sinirlenen anne valizini toplamaya başlar. Adamın yalvarmaları pek işe yaramaz. Ortamı yumuşatmak amacıyla,
─Oğlum böyle saçma cevapları kimden öğrendin?
─Baba senden.
─Hayret! Ben sana böyle bir şey anlatmadım.
─Doğru anlatmadın, amcama anlatırken duydum, der. Kapıdan çıkmak üzere olan anne şöyle der:
─Oğlum! Rus annenle, çapkın babanla mesut yaşarsın. Beni unutun…

Gusül Abdesti

      Haremlik selamlık inancında olan bir kişinin eşi kulağından rahatsız olur. Kaldığı kasabada bayan doktor olmadığından eşini doktora götürmez, sağlık ocağına gider, kulak ağrısı için ilaç yazmasını ister. Doktor muayene etmesi gerektiğini söyleyince hastanın eşi olduğunu bildirir. Doktor, ilaç yazamayacağını söyler. Bunun üzerine eczaneden ilaç alır, fakat fayda vermez. Mecbur kalır eşini en sonunda doktora götürür. Muayene sırası geldiğinde doktorun yanında durmaya başlar. Doktor bekleme salonuna geçmesini ister. Yanınızda kalayım, der. Bunun üzerine doktor,

      ─Lütfen salona geçin, sen işini yaparken başkaları yanında bekliyor mu? Der. Adam çaresizdir, büyük bir suç işlediğini sanır. Allah’ım affet, Allah’ım affet, diye dualar okur. Eşinin muayenesi biter, dışarı çıkarlar, bıçak kemiğe dayanmıştır üç adım geriden gelen eşine döner,

      ─Doktor nereni elledi, der. Eşi bu soru karşısında sinirlenir, sert bir üslupla:

      ─Git işine! Sen beni ne zannediyorsun? Büyük günah işlediğini düşünen koca, eşinin söylediklerini duyma bile duymaz,

      ─Eve varınca hemen gusül abdesti al! Güzelce temizlen, ya Rabbim! Sen yücesin rahmetini esirgeme bizden.

Öğrenci derste bazen fıdık çalıp oynar, bazen yerlere yatıp şınav çeker, ara sıra lavaboya gider, kimi zamanda şarkı ve türkü söyler.

Sen Nereden Bileceksin?

Öğrenci derste bazen fıdık çalıp oynar, bazen yerlere yatıp şınav çeker, ara sıra lavaboya gider, kimi zamanda şarkı ve türkü söyler. Öğrenciler derse motive olduğunda garip sesler çıkarır, sınıfı gürültü ortamına sürükler. Öğretmen bu davranışları yapmaması gerektiğini sabırla anlatır. Çabası işe yaramaz. Öğrenciye daha fazla dayanamaz sesini yükselterek,
─Yaptıkların doğru mu?
─Elbette öğretmenim.
─Neye dayanarak doğru buluyorsun?
─Yetenekli ve zeki oluşuma dayanarak.
─Böyle olduğunu nereden biliyorsun?
─Annem, babam söylüyor.
─Annen, baban senin özelliklerini ortaya koyan bir uzman mı?
─Hayır, babam marangoz, annem ev hanımı.
─Demek uzman değiller.
─Uzman olması şart mı öğretmenim? Annem ,babam her şeyi bilir, sen nereden bileceksin ki…

Teşekkür Ederim

      Öğretmen tahtaya şu cümleyi yazar. Babam yüzünü yıkıyordu: “Masanın üzerine yüz lira koydum alır mısın?” dedi. Cümlesinde altı çizili kelimeleri anlam ilişkileri açısından belirtiniz.
      Salim düşünür, parmak  kaldırır. Öğretmen:
      ─Salim, cevapla
      ─Hocam,tabi alırım, derdim. Çok teşekkür ederim babacığım, derdim.

Yuğ Töreni

Öğretmen,   bir önceki  derste  işlenen konuları tekrar  etmek ister. Öğrenciye :

─Yuğ   töreni  nasıl yapılır?

Öğrenci kendinden  emin:

─ Bir  futbol  maçında galip  takımın seyircileri tarafından  mağlup takım oyuncularına söylenen  kelimedir hocam.

Öğretmen şaşırır, öğrenciye hatırlatmak ister:

─Cenaze töreni değil miydi?  

Öğrenci cevabı hemen verir:

─Haklısın hocam, tabutu  demek ki boşuna  getirmemişler.