Anlat!

Yağmur ve güneş,
İki ayrılmaz sevgili.
Öyle güzel bir aşk ki bu;
Her yer fındık,
Gün doğusu çaylık,
Bulutla öpüşen çamlık,
Sen de İrem Bağı mı?
Anlat Giresun, anlat!

Şehrin orta yeri kale,
İki yanı dere,
Şehre hayran Gedik tepe,
Ağzı açık bakıyor mu sana?
Anlat Giresun, anlat!

Yaylalarında berrak sular,
Dağlarında bin bir çeşit ağaçlar,
Ağaçlarında renk renk kuşlar,
Tablo mu, şatafat mı?
Anlat Giresun, anlat!

Martı yuvalı,
Defne kokulu,
Kibele tapınaklı,
Nazardan uzak ada.
Mit zengini mi?
Anlat Giresun, anlat!

Romantizmi coşturan,
Tek taş yüzük taktıran,
Özgürlük yolu;
Dünyanın cenneti mi?
Anlat Giresun, anlat!

Evrenselleşen Nesin’e,
Devleşen Yücel’e,
Çizgilerin üstadı Bedri’ye,
Daha daha nicelerine,
İlham kaynağı mısın?
Anlat Giresun, anlat!

Kanım Armağan Vatana

Yedimde ilk andım:
“Varlığım armağan olsun ülkeme.”
Dönmem geri sözün eriyim,
Yurt savunmasının neferiyim.

Dağlar evim barkım.
Sınırlarda dolaşır gözlerim.
Fırtına, tipi, kar yoldaşım.
Korkum yok bayrak kanım.

Kurşunlar başım yanda ıslık,
Mayınlar ayaklarıma tuzak,
En yüksek mertebe şehitlik,
Yeter ki yaşasın vatan

Görmedim hain pusuyu,
Dolu gibi yağan kurşunu.
Uzandım kara toprağa,
Son sözüm can feda vatana.

Huzurluyum, kanatlandım arşa.
Şehit Mehmet şan taşıma,
Ay yıldızlı bayrak taç başıma,
Kanım armağan olsun vatana.

100 Puan

       Öğretmen zarfların cümledeki görevlerini anlatmıştı. Konunun anlaşılıp anlaşılmadığını anlamak amacıyla tahtaya bir cümle yazdı, zarfların altını çizdi. “Yazdığım mektubu zarfa güzelce yerleştirdim, iki üç saat sonra da postaladım.” Öğretmen:
       —Cümlesinde geçen zarfların çeşidini kim belirtecek? dedi. Derslerle pek ilgisi olmayan Abdi, istekle parmak kaldırdı. Öğretmen Abdi’yi kaldırarak,
       — Soruyu doğru cevaplarsan 100 puan alırsın, Abdi sevinçle:
       — “Güzelce” zarfı; çiçekli ve kalpli aşk zarfıdır, “iki saat sonra” zarfı; geciktiğim için kusura bakma anlamında sarı renkli resmi zarftır, hocam.
-Böyle bir şey anlatmadım.
       — Yaşamayan anlatamaz, 100 puanımı unutma hocam!

Annem

Canımı canınla besleyen,
Gebeyken sıkıntıya gülen,
Özlemle doğmamı bekleyen,
Koruyucu meleğim annem!

El bebek, gül bebek büyüttün.
Uykusuz geçti gecelerin.
Derdim, oldu çaresizliğin,
Koruyucu meleğim annem!

Türkülerle büyüttün beni,
Oyunlarda yendim hep seni,
Yüreğinde en büyük sevi,
Koruyucu meleğim annem!

Sözüm çirkin aktı gözyaşın,
Hırçınlığı aldı şefkatin,
Af dileyince oldun şen,
Koruyucu meleğim annem!

Geriye Kalan

Göğüs gerdi tüm engellere,
Sözleri derman gönüllere,
Sevdası türküydü dillere,
İlkbaharında bitti her şey.

İnanç yüklüydü delikanlı.
Bahar betimi yanakları,
Sevgiyle parlayan gözleri,
Rengini almıştı denizin.

Kurtuluşu dostlara sunan,
Kardeş için can veren yiğit!
Gözyaşı nehirden ananın,
Yeter, acıya vurun kilit!

Vatanla dolu cana kıyan,
Yaşamak hakkını yok eden,
İnsan kılıklı hain şeytan,
Helal olur mu, duanda hak?

Bir idin, bin oldun kalplerde.
Adın ad, artık bebelerde,
Sevdan yıldız olmuş gençlerde,
Çarpıcı sözlü öncü yolcu.

      Söz Sanatları

      KİŞİLEŞTİRME(TEŞHİS)

      Örnek: Taşlar ezildiğinden yakınıyordu. Cümlesinde “yakınma” insana özgü bir niteliktir. Bu nitelik doğada bulunan cansız bir varlığa” taşa” verilmiştir. Bu örnekteki açıklamadan yola çıkarak tanımı yapalım.
      Tanım: İnsan dışındaki canlı ve cansız varlıklara, insana özgü nitelikleri verme sanatına kişileştirme denir.
      Örnek: Bir örnekte canlı varlığa verelim.
      Ağaçlar, sabah yeliyle sakın kalkma şarkısı söyler.

      BENZETME(TEŞBİH)

      Örnek: Annemin pamuk gibi elleri, deniz gibi gözleri var.
      Yumuşaklık açısından pamuk güçlü, eller zayıftır. Aynı durum gözlerde de geçerli.
      Tanım: Anlatımı güçlendirmek için aralarında ortak nitelik bulunan iki varlık ya da kavramdan nitelikçe zayıf olanı güçlü olana aktarma sanatına benzetme denir.

      KONUŞTURMA(İNTAK)

      Örnek: Ağaç, rüzgâr dallarımı budadı, dedi.
      Örnekte ağaç konuşmaktadır. Konuşma özelliği insana aittir.
      Tanım: İnsan dışındaki varlıkların konuşturulması sanatına denir. Her konuşma sanatında kişileştirme sanatı vardır, ancak her kişileştirme sanatında konuşturma sanatı yoktur.

      ABARTMA(MÜBALAĞA)

      Örnek: Ne ağlarsın? Gözyaşların sel oldu.
      Cümlede gözyaşlarının birikip sel olması; ağlamanın fazla olduğunu bildirir, ancak sel olması mümkün değildir.
      Tanım: Herhangi bir durumu, olayı, işi ve oluşu güçlü anlatabilmek için olduğundan çok daha fazla ya da çok daha az gösterme sanatına abartma denir. Abartmada mantık sınırları zorlanır.

      SEVGİLİ ÖĞRENCİLER,

      YUKARIDAKİ DÖRT SÖZ SANATINA İLİŞKİN İKİ ÖRNEK CÜMLE YAZAR MISINIZ?