Kanım Armağan Vatana

Yedimde ilk andım:
“Varlığım armağan olsun ülkeme.”
Dönmem geri sözün eriyim,
Yurt savunmasının neferiyim.

Dağlar evim barkım.
Sınırlarda dolaşır gözlerim.
Fırtına, tipi, kar yoldaşım.
Korkum yok bayrak kanım.

Kurşunlar başım yanda ıslık,
Mayınlar ayaklarıma tuzak,
En yüksek mertebe şehitlik,
Yeter ki yaşasın vatan

Görmedim hain pusuyu,
Dolu gibi yağan kurşunu.
Uzandım kara toprağa,
Son sözüm can feda vatana.

Huzurluyum, kanatlandım arşa.
Şehit Mehmet şan taşıma,
Ay yıldızlı bayrak taç başıma,
Kanım armağan olsun vatana.

100 Puan

       Öğretmen zarfların cümledeki görevlerini anlatmıştı. Konunun anlaşılıp anlaşılmadığını anlamak amacıyla tahtaya bir cümle yazdı, zarfların altını çizdi. “Yazdığım mektubu zarfa güzelce yerleştirdim, iki üç saat sonra da postaladım.” Öğretmen:
       —Cümlesinde geçen zarfların çeşidini kim belirtecek? dedi. Derslerle pek ilgisi olmayan Abdi, istekle parmak kaldırdı. Öğretmen Abdi’yi kaldırarak,
       — Soruyu doğru cevaplarsan 100 puan alırsın, Abdi sevinçle:
       — “Güzelce” zarfı; çiçekli ve kalpli aşk zarfıdır, “iki saat sonra” zarfı; geciktiğim için kusura bakma anlamında sarı renkli resmi zarftır, hocam.
-Böyle bir şey anlatmadım.
       — Yaşamayan anlatamaz, 100 puanımı unutma hocam!

Annem

Canımı canınla besleyen,
Gebeyken sıkıntıya gülen,
Özlemle doğmamı bekleyen,
Koruyucu meleğim annem!

El bebek, gül bebek büyüttün.
Uykusuz geçti gecelerin.
Derdim, oldu çaresizliğin,
Koruyucu meleğim annem!

Türkülerle büyüttün beni,
Oyunlarda yendim hep seni,
Yüreğinde en büyük sevi,
Koruyucu meleğim annem!

Sözüm çirkin aktı gözyaşın,
Hırçınlığı aldı şefkatin,
Af dileyince oldun şen,
Koruyucu meleğim annem!

Geriye Kalan

Göğüs gerdi tüm engellere,
Sözleri derman gönüllere,
Sevdası türküydü dillere,
İlkbaharında bitti her şey.

İnanç yüklüydü delikanlı.
Bahar betimi yanakları,
Sevgiyle parlayan gözleri,
Rengini almıştı denizin.

Kurtuluşu dostlara sunan,
Kardeş için can veren yiğit!
Gözyaşı nehirden ananın,
Yeter, acıya vurun kilit!

Vatanla dolu cana kıyan,
Yaşamak hakkını yok eden,
İnsan kılıklı hain şeytan,
Helal olur mu, duanda hak?

Bir idin, bin oldun kalplerde.
Adın ad, artık bebelerde,
Sevdan yıldız olmuş gençlerde,
Çarpıcı sözlü öncü yolcu.

Kahpe Günler

Açar,
Solar,
Sevdiğimiz çiçek.
Kimi geçerken yere,
Kimi meyve olur.

Acılar çınara,
Sevinçler güle,
Dönüşür.
Ne beklenilen,
Ne de beklenmeyen
Gerçekleşir.
Ve sürer hayat.

Kahpe günlere,
Hükmedilen benliğe,
Yanıt “hayır” olsun,
Kişisel istekler ,
Yürekleri karartmasın,
İsterim ki,
Sabahın tazeliği yaşansın.

Sevdiğim

Aklımı alan,
Hasretin sevdiğim!
Bütün uğraşım; 
Sana kavuşmak,
Baharı doyasıya yaşamak,
İsteğim.

Senden ayrı kalırsam,
Bitmez acılarım.
Ayrılığa fırsat vermeden,
Ellerini tutmak,
Saçlarına karanfillerden taç yapmak,
İsteğim.

Karşıma çıkanlar,
Razı değiller sevdama.
Beni senden alıp,
Gönlüme kilit vurmak,
İsteseler de,
Sabırsızca gözlerinde,
Mavilikleri görmek
İsteğim.

çoban avni basın çiir

Çoban Avni

Ali beyin koyunlarını
Gardaş bellemiş
Ana bellemiş
Baba bellemiş
Sarılarak mutlu olur
Sarılarak ağlar
İsim verdiği
Güllü, fadime koyuna

Öz geçmişini bilmez çoban Avni
Duyduğum
Üç yaşında babasını kaybetmiş
El kapılarında büyümüş
Boynu bükük

Sürüsüne egemen
Kavalını götürür ağzına
Çalar kendine özgü havaları
Durur koyunların melemesi
Dişlerler otları
Karagöl’ün Asar obasında

Giresun İleri Gazetesi
Yıl:11 Sayı:3023
Tarih: 17 Temmuz 1984