<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazı Dünyası</title>
	<atom:link href="https://www.yazidunyasi.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.yazidunyasi.com</link>
	<description>Yaşananlardan yaşanacaklara yolculuk</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 20:40:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.2.21</generator>

<image>
	<url>https://www.yazidunyasi.com/wp-content/uploads/2019/10/cropped-images-16-32x32.jpeg</url>
	<title>Yazı Dünyası</title>
	<link>https://www.yazidunyasi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DOKUNUŞ MEKTUBUNA CEVAP</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/dokunus-mektubuna-cevap/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/dokunus-mektubuna-cevap/#respond</comments>
				<pubDate>Mon, 20 Apr 2026 20:39:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Yarınlara Yürümek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1141</guid>
				<description><![CDATA[<p>ÖĞRENCİLİĞİNİ ANIMSA! Sevgili Öğrencim Şilan, 03/01/2026 &#8211; AYDINLI Yazdığın yazıda şahsıma duyduğun içten bağlılığı okudum. Anadolu kültüründeki saygının kişiliğinde yer almasına ve altı yıl sonra beni aramana çok mutlu oldum. Üniversite kazanmana sevindim. Öğretmen olacaksın, minik yüreklere dokunacaksın, sevmeyi ve sevilmeyi öğreteceksin. Öğretilerinde sosyal yapıyı geliştirirken bilimin ışığında insani özeliği üst seviyelere taşıyacaksın. Adaletli olmayı, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/dokunus-mektubuna-cevap/" target="_blank">DOKUNUŞ MEKTUBUNA CEVAP</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<h2>ÖĞRENCİLİĞİNİ ANIMSA!</h2>



<p>Sevgili Öğrencim Şilan,                                          03/01/2026 &#8211; AYDINLI</p>



<p>Yazdığın yazıda şahsıma duyduğun içten bağlılığı okudum. Anadolu kültüründeki saygının<br> kişiliğinde yer almasına ve altı yıl sonra beni aramana çok mutlu oldum.<br> Üniversite kazanmana sevindim. Öğretmen olacaksın, minik yüreklere dokunacaksın, sevmeyi ve<br> sevilmeyi öğreteceksin. Öğretilerinde sosyal yapıyı geliştirirken bilimin ışığında insani özeliği üst<br> seviyelere taşıyacaksın. Adaletli olmayı, farklı düşüncelere saygılı olmayı öğretmen de çok önemli.<br> Öğrencilerini birbiriyle karşılaştırma, kim olursa olsun bir başkasıyla kıyaslanmayı sevmez. Birbiriyle<br> karşılaştırılan çocuklar, öfkeli ve kıskanç olur. Her öğrencini dinle, içlerindeki cevheri dışa vurmasına<br> yardımcı ol. Saçma fikirleri ileri sürseler de bu fikirlerinin şu an gerçekleşme ortamının olmadığını<br> nazikçe belirt. Yaramazlık yapacaklar elbette sakın onlara kızma, iletişim ve ikna gücünü kullan.<br> Öğretmenin başarısı bence şu; öğrenciliğini ve sırada oturduğun yıllara anımsa, öğretmeninden<br> beklentilerini öğrencilerine göster, o zaman minik yüreklerde silinmez yer edersin.<br> Sonsuz sevgilerimle…</p>



<p style="text-align:right"> Haluk Yeşiltepe<br> Öğretmenin</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/dokunus-mektubuna-cevap/" target="_blank">DOKUNUŞ MEKTUBUNA CEVAP</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/dokunus-mektubuna-cevap/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>BAHAR GELMEDİ</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/bahar-gelmedi/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/bahar-gelmedi/#respond</comments>
				<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 20:36:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1137</guid>
				<description><![CDATA[<p>Ne umutla bekledim seni!Bedenimde derman kalmadı.Nazar aldı bendeki şevki,Bahar saatinde gelmedi. Nerde güneşli güzel günler?Çiçeklerimi etme heder,Fırtınalara deme keder,Bahar, gel canlar ayılmadı. Çiçek açmamış bir gövdeyim,Uyanan cemreli gündeyim,Bilinmeyen bir bahçedeyim,Bahar özüyle var olmadı. Seyrine doymadığım güzel!Mis kokunu yaysın ılık yel,Rengârenk giysini giy de gel,Bahar gel! Filizim solmadı. Zaman bitti,sözden eser yok,Kışı isteyen canavar çok,Bir yiğit [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/bahar-gelmedi/" target="_blank">BAHAR GELMEDİ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Ne umutla bekledim seni!<br>Bedenimde derman kalmadı.<br>Nazar aldı bendeki şevki,<br>Bahar saatinde gelmedi.</p>



<p>Nerde güneşli güzel günler?<br>Çiçeklerimi etme heder,<br>Fırtınalara deme keder,<br>Bahar, gel canlar ayılmadı.</p>



<p>Çiçek açmamış bir gövdeyim,<br>Uyanan cemreli gündeyim,<br>Bilinmeyen bir bahçedeyim,<br>Bahar özüyle var olmadı.</p>



<p>Seyrine doymadığım güzel!<br>Mis kokunu yaysın ılık yel,<br>Rengârenk giysini giy de gel,<br>Bahar gel! Filizim solmadı.</p>



<p>Zaman bitti,sözden eser yok,<br>Kışı isteyen canavar çok,<br>Bir yiğit kalbe saplar mı ok?<br>Bahar sonsuz aşkı bilmedi.</p>



<p style="text-align:right">08/03/2015-Bulancak</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/bahar-gelmedi/" target="_blank">BAHAR GELMEDİ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/bahar-gelmedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>ÖĞRETMENE ÖFKE YAKIŞMAZ</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/ogretmene-ofke-yakismaz/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/ogretmene-ofke-yakismaz/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 14 Mar 2026 21:25:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1132</guid>
				<description><![CDATA[<p>Zil çalmıştı, Türkçe dersine girecektik. Ayaklarım beni sınıfa götürmüyordu. Elimden gelse bu derse hiç girmeyecektim. Sınıfa geçtim, yerime oturdum, biraz sonra öğretmen derse girdi. Arkadaşlarım yerlerinden kalktı, ben kalkmadım. Öğretmen her zaman olduğu gibi bana gözlerini dikti. Yavaşça kalktım, bu davranışlarımdan dolayı beni uyarmasını istiyordum, fakat güleç yüzüyle bana bakıyordu. Gülümseyerek bakışı beni sinirlendiriyordu, dayanamadım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/ogretmene-ofke-yakismaz/" target="_blank">ÖĞRETMENE ÖFKE YAKIŞMAZ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Zil çalmıştı, Türkçe dersine girecektik. Ayaklarım beni sınıfa götürmüyordu. Elimden gelse bu derse hiç<br>
girmeyecektim. Sınıfa geçtim, yerime oturdum, biraz sonra öğretmen derse girdi. Arkadaşlarım yerlerinden kalktı, ben<br>
kalkmadım. Öğretmen her zaman olduğu gibi bana gözlerini dikti. Yavaşça kalktım, bu davranışlarımdan dolayı beni<br>
uyarmasını istiyordum, fakat güleç yüzüyle bana bakıyordu. Gülümseyerek bakışı beni sinirlendiriyordu, dayanamadım<br>
hafif bir sesle:<br>
‘’Gıcık&nbsp;! ‘’ dedim. Bana yakın oturan arkadaşlarım, sus, dercesine baktılar. Öğretmen duyup duymadığını pek<br>
anlamadım. Sözlerini bana bakarak söyledi:<br>
‘’Öğretmen derse girdiğinde konuşulmaz, onun selam vermesi beklenir. Kurallara uymak öğrencinin görevidir.’’<br>
dediğinde hepimiz sustuk. Selamını verdi, oturmamızı söyledi, yerimize oturduk. Birkaç arkadaşım:<br>
‘’Hocam yazılıları okudunuz mu?’’<br>
‘’Evet, okudum. Yoklamayı alayım, yazılılarınızı okuyacağım.’’ dedi. Düşük puan beklediğimden okumasını<br>
istemiyordum. Türkçe hariç bütün derslerim 90 puanın üzerindeydi. Yazılı kağıtlarını getirmişti, okumaya başladı.<br>
Arkadaşlarımı kaldırıyor kaç puan beklediklerini soruyordu, tahminleri civarında puan alıyorlardı. Yüksek puan alanlar<br>
sevinç içindeydi. Herkesin kağıdı okundu, Benim yazılı kağıdım okunmadı. Kalbim yerinden fırlayacak gibiydi. Çalışmak<br>
neden önemlidir? Planlı anlatım yapınız, sorusuna; öğretmene duyduğum öfkeyi yazdım, yazdıkça rahatladım diğer<br>
soruları boş bıraktım. O an düşük puan alacağımı hiç düşünmedim, öfke baldan tatlıdır, derler ya ona kapıldım. Bu<br>
isyanımdı, iki yıldır içimde sönmeyen ateş alev aldı, beni yaktı. Düşüncelerim birbirini kovalarken öğretmen adımı okudu,<br>
ayağa kalktım.<br>
‘’Tek senin kağıdı okumadım, kaç puan bekliyorsun?’’ Bu söylem beni rahatlattı. Arkadaşlarıma rezil olmaktan<br>
kurtulmuştum, yarış içinde olduğum Hakan ve Göksu zayıf aldığımı duymayacaktı ve keyif almayacaktı. İçimden derin bir<br>
‘’oh!’’ çektim, mutlu olmuştum. Öğretmen ilk defa beğenimi kazanmıştı. Derse başlandı, fakat kafama takıldı, tek bir kağıdı<br>
okumamış olamazdı.<br>
‘’Eyvah! Sınıfta rezil olmayayım diye mi, Yoksa çok düşük puan aldığım için mi okumadı?’’ diye düşünürken<br>
öğretmen:<br>
‘’Yeliz, metni okur musun?’’<br>
‘’Öğretmenim, kaçıncı sayfa?’’<br>
‘’67. Sayfa Mustafa Kemaller Tükenmez şiirini okuyacaksın, yazılın okunmadı diye daldın galiba. Teneffüste yanıma<br>
uğra yazılını okuyacağım. Sen de yanlışlarını görürsün,’’ dedi. Karmakarışık duygularla şiiri okudum. Okumamı<br>
beğenmedim, fakat öğretmen beğendiğini söyledi. Arkadaşlarım okurken mısraları takip eder gözüküyordum.<br>
Kompozisyona yazdıklarm öğretmene öfke doluydu, rezil olacaktım. Yazdıklarımı babam, annem duyarsa birkaç ay harçlık<br>
alamayacağım, başka cezalara da mahkûm edileceğim. Göksu bu fırsatı kaçırmazdı, her gün alay etmekten keyf alacaktı.<br>
Uzun geçen ders çabuk bitmişti. Öğretmen dersin başında söylediği gibi sınıfın kapısında beni bekledi. Koridorda yürürken<br>
ayaklarımda tonlarca yük vardı, adımlarımı güçlükle atıyordum. Kağıdı okurken bana ne kadar kızacak,<br>
‘’Bunları ne cüretle yazdın? Öğretmene; sana gıcığım, taraf tuttun, soruları bildiğim halde yapmadım… gibi ifadeleri<br>
yazmışsın. Öğrenciliğe yakışır mı?’’ Diyecek belki. Kafamda tilkiler dönüp duruyordu. Öğretmenler odasına gideceğimizi<br>
düşünürken Rehberlik Odasına girdik. Rehber öğretmenimiz yerinde yoktu, karşılıklı oturduk. Yazılı kağıdımı cebinden<br>
çıkardı, şaşkın bir ifadeyle:<br>
‘’Kağıdını okudum, fakat yazılı değil bu! Bana duyduğun öfke dolu söylemler…neden?’’ diye sordu. Ne söyleyeceğimi<br>
bilemedim, ağlamaya başladım. Salyam, sümüğüm ve gözyaşlarım birbirine karıştı. Öğretmen cebinden çıkardığı kağıt<br>
mendili bana uzatarak:<br>
‘’Gıcık olduğum, taraflı davrandığım iddialarını anlatmasan sorunu çözemem Yeliz!’’<br>
‘’Siz bana kızmadınız mı öğretmenim?’’<br>
‘’Hayır, kızmadım sadece şaşırdım. Hakkımdaki fikrini yazılı kağıdına yazmasan da bana söylesen daha doğru<br>
olurdu.’’<br>
‘’Anlamadım! Bana gerçekten kızmadınız mı?’’</p>



<p>‘’Kızmadım, biraz önce dediğim gibi şaşırdım. Bu davranışının sonuçlarında kendine zarar verebileceğini<br>
düşünmemişsin; yazılıdan sıfır alırsın, öğretmene saygısızlıktan savunma verirsin. Nedeni söylersen değerlendiririm.’’<br>
deyince bir umutla gerçeği anlatmaya başladım:<br>
‘’ İki yıl önce şiir okuma yarışmasında birinci olacağıma inanmıştım, fakat gıcık olduğum Sinem’I birinci seçtiniz. O<br>
günden beri size gıcığım, taraflı davrandınız.’’<br>
‘’Sen kaçıncı oldun?’’<br>
‘’İkinci oldum.’’<br>
‘’Demek ki ikinciliği hak etmişsin. Seçim jürideki öğretmenlerin verdiği puanlara göre belirlendi. Yarışmada seni ve<br>
diğer yarışmacıları tanımıyordum, çünkü bu okulda görevli değildim, okulunuzda göreve yarışmadan sonra başladım.’’<br>
‘’Masanın ortasında oturuyordun, sorumlu öğretmendin sunucuya sonuçları yazıp verdin. Sinem’e ödülü sen verdin,<br>
bana başkası verdi ya! Bu taraf tutma değil mi?’’<br>
‘’Oradaki durumu yanlış anlamışsın, gıcık olma ve taraf tutma suçlaman haksız değerlendirme. Güzel öğrencime bu<br>
yanlış davranış yakışmadı. Yarışma gününü hatırlıyorum, seni nereden tanıdığımı bulamamıştım, gözlerimin önüne geldin,<br>
şimdiki gibi ağlamıştın. Şiiri okurken bazı yerlerde bağırarak okudun, birinci olan arkadaşın içeriğin duygusunu verdi,<br>
duraklamalara ve tonlamalara uygun okudu. Biraz daha çalışsaydın birinci olabilirdin.’’ deyince öğretmen, kıskançlığımdan<br>
büyük hata yaptığımı anladım, çok utandım. Yazılıdan alacağım sıfırı bile dert etmiyordum. Bu karmaşayı nasıl<br>
halledeceğimi düşünürken öğretmene bir şeyler söylemem gerekiyordu, ağlayarak:<br>
‘’Sinem ses yarışmasında da birinci oldu, sesi çok güzel. Öğretmenim beni affedecek misin?’’ dedim hıçkırıklarla<br>
ağlamaya devam ediyordum. Öğretmen sakinleşmemi bekledi. Koridora çıktı, koridordaki nöbetçi öğrenciyi çağırdı.<br>
Rehberlik odasının kapısından bana dersimizin ne olduğunu sordu,<br>
‘’Dersimiz İngilizce’’ dedim. İngilizce öğretmeninden boş olan bu dersinde çalışma yapacağımızı belirterek izin<br>
vermesini rica etti, nöbetçi bilgiyi iletmek için çıktı. Öğretmen zili çalmıştı, kapı vuruldu, İngilizce öğretmeni odanın<br>
kapısından kafasını uzatarak:<br>
‘’Hayırdır hocam, bugün yeni bir konuya başlayacaktım,’’ dedi, Ağladığımı görünce:<br>
‘’Hocam, Yeliz sizinle kalsın bir ders sonra yeni konuya geçerim, şimdi genel tekrar yaparım.’’ dedi ve dersine gitti.<br>
Öğretmenin ne yapacağını düşünürken, bana yazılı kağıdımı uzattı, kompozisyonu sil yeniden yaz ve yapmadığın soruları<br>
yeniden çöz!’’ dedi. Duyduklarıma inanamadım, sevinçten çığlık atmamak için kendimi zor tuttum. Öğretmenin dediklerini<br>
yaptım, sorular çok kolaymış, hepsini yaptım. Dersin yarısıydı kağıdı verdim. öğretmen okudu 96 puan aldım. Rüya<br>
görüyorum sandım, yaşadıklarıma inanamıyordum. Gıcık olduğum öğretmen bir melekti. Öğretmen:<br>
‘’Aramızda yaşanılanlardan, yazılı olayından kimseye bahsetme, duyulursa iyi olmaz. Yazılıyı neden yaptığımı<br>
söyleyeyim, derslerin çok iyi olduğundan. Derse küsmeni istemedim, öğrencimi kazanmak istedim, umarım<br>
başarmışımdır.’’ dedi. Öğretmen elini vermek istemedi, zorla öptüm. Sevinç gözyaşlarım yanaklarımdan akarken:<br>
‘’Hatalarımdan dolayı özür dilerim öğretmenim! Bir şeyi merak ediyorum siz hiç öfke duymadınız mı yaptıklarıma?’’<br>
dedim. Verdiği cevap mükemmeldi, sinirlenen büyüklerimize ders niteliğindeydi.<br>
‘’Öğretmene öfke yakışmaz.’’ dedi, devam etti:<br>
‘’Arkadaşların ne yaptığını soracaklar, öğretmen İstiklâl Marşı okuma yarışması için beni çalıştırdı, bazı öğrencileri de<br>
çalıştıracakmış dersin.’’ dedi. Annem ve babam yaklaşık 20 gün sonraki veli toplantısına gittiler. Öğretmen göreve ilk<br>
başladiğinda annemin de babamın da öğretmeniymiş. Bunu sene başında öğrenmiştim gıcık olduğum için öğretmene<br>
söylememiştim. Bizimkiler öğretmeni çok seviyorlardı, kaç kez selam söylediler, ben iletmedim. Görüşünce annemi<br>
tanımış, fakat babamı tanıyamamış, ismini söyleyince hatırlamış, hatta derste yaptığı bazı muziplikleri anlatmış. İşin ilginç<br>
yanı benden övgüyle söz etmiş, terbiyeli ve derslerimin mükemmel olduğunu anlatmış. Babamla annemin kasılmaktan<br>
kollarının altına karpuz bile sığmıyordu.<br>
Öğretmenim mesleğine aşıktı. Iki yıl dersime girdi, herkese aynı davranıyordu. Yol göstericim ve ışığım olmuştu. 13<br>
yaşımda Türkçe öğretmeni olmaya karar verdim. şimdi 25 yaşındayım, Türkçe öğretmeniyim, örnek aldığım öğretmenimin<br>
yolunda yürüyorum. Kulağımda çınlayan sözünü unutmuyorum:<br>
‘’Bilgisizlikten çekinip titreyenlere güneşi ver ki yürekleri ve bedenleri ısınsın…’’</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/ogretmene-ofke-yakismaz/" target="_blank">ÖĞRETMENE ÖFKE YAKIŞMAZ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/ogretmene-ofke-yakismaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>Simit</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/simit/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/simit/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 07 Mar 2026 21:24:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1130</guid>
				<description><![CDATA[<p>Son dersti, zil çaldı, koşa koşa eve gitti, okul kıyafetlerini çıkardı. Ekmeğin yarısını kırdı, arasına peynir koydu, hızlı adımlarla fırına doğru yürüdü. Simitlerin kokusu caddenin başından duyuluyordu. Nefes nefese fırına girdi, selam verdi, Fırıncı Cemal gülümsedi: ‘’Aleyküm selam Burak, simitler sıcacık bugün. Kaç simit alacaksın?’’ ‘’300 simit’’ ‘’Ortalama 200 simit satıyorsun, bu sayı çok değil [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/simit/" target="_blank">Simit</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Son dersti, zil çaldı, koşa koşa eve gitti, okul kıyafetlerini çıkardı. Ekmeğin yarısını kırdı, arasına<br>
peynir koydu, hızlı adımlarla fırına doğru yürüdü. Simitlerin kokusu caddenin başından duyuluyordu.<br>
Nefes nefese fırına girdi, selam verdi, Fırıncı Cemal gülümsedi:<br>
‘’Aleyküm selam Burak, simitler sıcacık bugün. Kaç simit alacaksın?’’<br>
‘’300 simit’’<br>
‘’Ortalama 200 simit satıyorsun, bu sayı çok değil mi?’’<br>
‘’Çok değil, halı sahada turnuva varmış, rahat satarım.’’<br>
‘’Sakın simitlerii elle tutma! Maşa ya da eldiven kullanmayı ihmal etme, şikayet gelmesin, tamam<br>
mı?’’<br>
‘’Tamam Cemal abi, dediğin gibi yapıyorum zaten. Bazı müşteriler eldiven kullanmazsam simit<br>
almaktan vazgeçiyor.’’ dedi. Üç teker simit arabasının üst rafına simitleri yerleştirdi. Alt rafta: simit<br>
koyacağı kağıt torbalar, peçeteler, maşa, eldivenler vardı. Caddeye adımını atar atmaz, bağırmaya<br>
başladı:<br>
‘’Sıcak, gevrek simit!’’<br>
Caddenin iki yanındaki esnaflar, çaylarını simitle içmek için Burak’ı bekliyorlardı. Cadde sakinleri<br>
‘’simit’’ sesiyle ipe bağlı küçük sepetleri ya da poşetleri caddeye sarkıtıp, simit alıyordu. Simit<br>
arabasını sürerken zorlandığından bazı arkadaşları yardım ediyordu. Simitler satılanana kadar yardım<br>
eden arkadaşlarına kazancından pay veriyordu. Burak’ın ailesi fakir, ama sevilen insanlardı. Baba bağ<br>
bahçe işlerine, anne temizlik işlerine gidiyordu, bu gündelik işlerle kıt kanaat geçiniyordular.<br>
Simitlerin yarıya yakını caddede satıldı. Turnuvanın yapıldığı halı sahaya gitti. Cumhuriyet<br>
Bayramı nedeniyle kurumlar arası futbol turnuvası düzenlenmişti. Okulunun öğretmenleriyle<br>
doktorların maçı olduğunu oraya varınca öğrendi. Simit satarken öğretmenlerim beni görmesinler<br>
düşüncesiyle hızlıca geri dönmeye çalıştı. Çabası pek işe yaramadı, seyre gelen bir arkadaşı,<br>
öğretmenine:<br>
‘’Hocam, Burak simit satmaya geldi, size görünce kaçtı.’’<br>
Başka öğrenci:<br>
‘’Daha kaçamadı, ıkına sıkına gidiyor hocam, yakalayayım mı?’’<br>
‘’Hayır, sen dur, ben gideyim. Simit alacağım, siz burada kalın, önemli pozisyonları anlatacaksın.’’<br>
dedi. Öğretmen hızlı adımlarla Burak’ın peşinden yürüdü. Burak simit arabasını götürürken ince<br>
bacakları, kırılacak gibiydi, yerle dar ve geniş açı yapıyordu. Öğretmen, ön taraftaki vitrin çerçevesine<br>
dayandı:<br>
‘’Nereye Burak?’’ Halı sahanın oradan hızlıca uzaklaştığı için nefes nefese kalmıştı, soruya cevap<br>
verirken kızardı:<br>
‘’Hocam fırına gidiyorum, satamadığım simitleri götürecektim.’’<br>
‘’Bütün simitleri alıyorum,’’ dedi öğretmen. Burak şaşırdı. Öğretmenine aklından geçenleri<br>
sormaya cesaret edemedi. Öğretmeni konuşmaya devam etti:</p>



<p>‘’Burak daldın yine, acele et! Maça yetişmeliyim. Simitleri sayarak kese kağıtlarına doldur.’’<br>
Simitleri saymadan, kağıt torbalara koydu. Burak simitlerin parasını almak istemedi, öğretmen<br>
simitleri saymıştı, tutarı Burak’ın önlüğünün cebine koydu, gür sesiyle:<br>
‘’Parayı say, eksik olursa bilgi ver! Arkadaşların gezip tozup eğlenirken, oyun oynarken hayat<br>
mücadelesi veren küçük ama dev bir kahramansın. Kutlarım onurlu mücadeleni. Dönder arabanı<br>
öğretmenlerimizin maçını izleyelim.’’<br>
Simit arabasına öğretmen de yardım etti, az ilerdeki halı sahaya vardılar. maçı izlemeye<br>
başladılar. Öğretmeninin güzel yaklaşımıyla mutlu olmuştu, içi içine sığmıyordu. Tam o esnada<br>
öğretmeni:<br>
‘’Burak simitleri arkadaşlarına dağıtır mısın?’’<br>
Biraz önce sormaya cesaret edemediği sorunun cevabını almıştı. Simitleri arkadaşlarına, fazla<br>
olanları da maç izlemeye gelenlere dağıttı. Simit alanlar gülümseyerek teşekkür ettiler. Insanlara<br>
ikram yapmanın gönülere dokunduğunu öğrenmiş oldu. Maç devam ediyordu. Doktorlar baskılı<br>
oynuyordu. Arkadaşlarından birkaçı doktorlara:<br>
‘’Yuh’’ dediler. Öğretmenler bu olumsuzluğa tepki gösterdi. Güzel hareketlerin alkışlanması<br>
gerektiğini belirtti. Böylece öğrenciler, güzel oynayanları alkışladılar. Sahadaki doktorlar ve<br>
öğretmenler birbirlerine nazik davranıyorlardı. Bunu gözlemleyen Hakan öğretmenine:<br>
‘’Biz karşı takımı düşman görürdük. Doktor abilerimiz ve öğretmenlerimiz antrenman yapar gibi<br>
oynuyorlar’’<br>
‘’Atatürk’ün, sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim, sözü her şeyi ifade ediyor. Ben de<br>
Atatürk’ün işaret ettiği bu özelliklerdeki sporcuları seviyorum.’’<br>
‘’Öğretmenim, biz top oynarken Atatürk’ün dediğinin tam tersini yapıyoruz. Kavga, küfür var;<br>
taktik falan yok, herkes kafasına göre oynuyor. Maç sonunda galip gelen mağlup olanla dalga geçiyor.<br>
Nasıl düzeltebiliriz yanlışları öğretmenim?’’<br>
‘’Yanlışları düzeltmeniz için beden eğitimi öğretmeniniz ve diğer öğretmenleriniz size bilgi<br>
verirler, siz de bu bilgiler ışığında tutumunuzu oluşturursunuz. Şu an, maçı izlerken centilmenlik<br>
sınavını başardıysanız, kendi oyunuzda da başaracaksınız, bunu istemeniz yeterli. Kendinize<br>
yapılmasını istemediğiniz davranışları başkasına yapmayınız.’’ Öğretmen konuşmasını sürdürecekti,<br>
hakem maçın bitiş düdüğünü çaldı. Maçı doktorlar 1-0 kazandılar. Maçın bitiminde sahadaki<br>
oyuncular birbirlerini kutladılar. Öğrenciler doktorların başarısını alkışladı:<br>
‘’Ya, ya, ya, şa, şa, şa! Doktor abiler çok yaşa!’’ diye tezahürat yaptılar. Bu tezahürat doktorların<br>
hoşuna gitti. Doktorların takımı öğrencilerin olduğu türbine gelerek takımın kaptanı doktor:<br>
‘’Çocuklar, sizler, çok yaşayın! Gurur duyduk centilmenliğinizden, yarınlarımız sizlerle daha güzel<br>
olacak. Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun!’’ Birlikte:<br>
‘’Soğol!’’ dediler. Doktor konuşmasını sürdürdü:<br>
‘’Cumhuriyet Bayramdan sonra okulunuza sağlık taramasına gelelim mi?’’ Öğrenciler:<br>
‘’Evet, gelin!‘’<br>
‘’Sosyal güvencesi olmayanların ilaçları ve masraflarını biz karşılayacağız,’’ dedi, takım kaptanı<br>
doktor. Öğrenciler tekrar alkışladılar. Burak çok mutlu olmuştu, çünkü ailesinin sosyal güvencesi<br>
yoktu. Özellikle çiçekler açtığında ya da havada toz olduğunda hapşırma krizi tutardı. Bu yüzden</p>



<p>baharda ve rüzgarlı havada simit satmaya gidemezdi. Doktorların okula gelmesi Burak için güzel bir<br>
fırsat olacaktı. Sahadaki oyuncular soyunma odasına gittiler. Seyirciler dağılmaya başladı. Öğretmen,<br>
Burak’a ertesi gün uzun tenefüste yanına uğramasını söyledi. Heyacandan gece uyuyamadı.<br>
Öğretmen ne konuşacaktı? Merak ediyordu. Simit satmasıyla ilgili söyledikleri çok hoşuna gitmişti.<br>
Okulla ilgili hayaller kurarken uyuyakaldı. Sabah kalktı. Babası ve annesi erkenden çalışmaya<br>
gitmişlerdi. Annesi sabah ezanında kalkıp çocukların kahvaltısını hazırlamıştı. Burak, ilkokula giden iki<br>
kardeşini kaldırdı, giyinmelerine yardımcı oldu. Kahvaltılarını yapıp okula gittiler. Okulun batısı ilkokul,<br>
doğusu ortaokuldu. Kardeşleri okulun dış kapısından içeri girince kendi okuluna geçti. Uzun teneffüs<br>
zili çaldı, koştu, öğretmenler odasına gitti. Kapı açılınca içeri bakıyordu ki dersten gelen öğretmeni:<br>
‘’Burak, anahtarı alayım, kütüphaneye gidelim,’’ dedi. Anahtarını dolabından aldı. Öğretmen<br>
uzun boyluydu. Öğrencisi öğretmenin yanında koşar adımlarda yürüyordu. Kütüphaneye girdiler.<br>
Kütüphane görevlisi öğrenci oradaydı. Kütüphanenin içinde idari görevliye ait küçük bir oda vardı.<br>
Öğretmen kütüphanenin içindeki odanın kapısını açtı.<br>
‘’Simit satma işini kendi isteğinle mi yapıyorsun?’’<br>
‘’Evet, öğretmenim!’’<br>
‘’Derslerin çok iyi, okul dışında zamanı nasıl geçiriyorsun, anlatır mısın? ’’<br>
‘’Hafta içi okul dağıldığında eve gidip üzerimi değişirim. Annem öğleden sonra evde olduğundan<br>
aparatif yiyecekler hazırlar. Onları yer, doğruca fırına giderim. Oraya vardığımda günün son simitler<br>
çıkmış olur. Ara öğün yapan esnaf ve aile müşterilerime iki yüz civarında simit satarım. Saat 18 gibi<br>
evde olurum. Ellerimi yıkayıp, üzerimi değişip derse otururum. İşlediğimiz konuları tekrar ederim.<br>
Yemek yedikten sonra yarınki derslerde işleyeceğimiz konulara bakarım. Anlamadığım yerleri de<br>
öğretmenlerime sorarım.’’<br>
‘’Bana hiç soru sormadın.’’<br>
‘’Sizin dersinizde sorunum yok.’’<br>
‘’Peki, kazancın ne durumda, bu kazancı aileye veriyor musun?<br>
‘’Hafta içi birkaç saat, hafta sonu yarım gün çalışırım, asgari ücrete yakın kazandığım oldu.<br>
Kazancıma ailem dokunmaz, altın ya da dolar alırız.’’<br>
‘’Biriktirdiğin paraları,altınları ne yapacaksın?’’<br>
‘’Üniversiteye gittiğimde dolarları, yetmezse altınları bozduracağım.’’<br>
‘’Sorularla seni tanımaya çalışıyorum. Yaşının üstünde davranıyorsun; simit satıyorsun, ders<br>
çalışıyorsun. Bunlar güzel, fakat anlattıklarında oyuna ayırdığın zaman yok. Bunu ayarlamalısın, hafta<br>
sonları yarım gün simit satma işini, birkaç saate denk getirmelisin. Yarım gün oyun oynamalısın<br>
tamam mı?’’<br>
‘’Tamam, öğretmenim!’’ dedi. Öğretmen öğrencisine şaka yapmak istedi:<br>
‘’Bundan sonra bize de kredi açarsın.’’<br>
‘’Ne kadar getireyim öğretmenim?’’<br>
‘’Şaka yaptım Burak! Birikimlerini kimseye söyleme. Sınıf öğretmenin olduğum için sordum.<br>
Bilgileri saklamak mesleki sorumluluktur.’’ dedi. Öğrenci zili çaldı, sınıfına gitti. Bir gün sonra<br>
öğretmen kütüphanedeki çalışma odasında emanetteki kitapları takip ediyordu. Burak kapıyı çaldı,</p>



<p>içeri girdi, gülümsedi. Pantolonunun paçasını yukarı çekti. Uzun boğazlı çorabının üst kısmı lastikle<br>
tutturulmuştu. Lastik halkayı bileğine doğru indirdi, kağıda sarılı küçük bir paketi çıkarıp masanın<br>
üzerine koydu. Öğretmen şaşkındı, öğrencisinin ne yaptığını anlamaya çalışıyordu.<br>
‘’Öğretmenim, size dolarları getirdim.’’ dedi. Öğretmenin şaşkınlığı sürüyordu.<br>
‘’Sana şaka yaptığımı söyledim, neden getirdin? Sonra senin paranı alamam, eve götür.’’<br>
‘’Öğretmenim götüremem. Annem gönderdi, sizde emanette kalırsa daha iyi korunacağını<br>
söyledi. Hatta altınları da getirecek.’’<br>
‘’Bu güveninize teşekkür ederim, böyle değerli emanetleri alamam. Masanın üzerindekileri al,<br>
getirdiğin şekilde çorabının içine koy.’’<br>
‘’Alamam öğretmenim. Annem, ver, dedi,’’ sözünü söyleyip kütüphaneden çıktı. Öğretmen<br>
peşinden gitmek için birkaç adım attıktan sonra geri döndü, masanın üzerindeki el içine sığan dolar<br>
paketini aldı, cebine koydu. Burak’ın sınıfına girdi, onu dışarı çağırdı. Öğrencisine:<br>
‘’Okul çıkışı yanıma uğra, sakın unutma. Emanetin ne kadar? sadece rakamı söyle.’’<br>
‘’4 100’’<br>
‘’ Emaneti saymalıyım. Ders bitiminde görüşürüz,’’ dedi öğretmen. Dersi boştu. Kütüphanedeki<br>
odasının kapısını örttü. Kağıda sarılı dolarları saydı, 4 100 dolar vardı. Paketi tekrar güzelce sardı,<br>
ceketinin iç cebine koydu, cep düğmesini ilikledi.<br>
Son ders zili çaldı, Burak öğretmeninin yanına geldi. Öğretmeni:<br>
‘’Annen evde değil mi?’’<br>
‘’Evet,’’<br>
‘’Size gidiyoruz, bugün simit satmak yok.’’<br>
‘’Öğretmenim, müşterilerim simit bekler olmaz.’’<br>
‘’Beni kabul etmiyor musun?’’<br>
‘’Hayır hayır, onu demek istemedim. Sizinle biraz oturduktan sonra simitleri müşterilerime verip<br>
geleceğim. Siz annemle konuşurken yarım saatte simitleri dağıtacağım. Gelirken sıcak simit getiririm<br>
öğretmenim.’’<br>
‘’Anlaştık Burak, fakat kalamayacağım, ayaküstü konuşup çıkacağım, kursta görevim var.’’<br>
Birlikte yola koyuldular. Evleri okula yakındı. Burak öğretmeniyle yürümekten dolayı çok<br>
mutluydu. Eve vardılar. Anne kapısında öğretmeni görünce eli ayağına dolaştı. Bir süre sonra içeri<br>
buyur etti. Öğretmen içeri giremeyeceğini, işi olduğunu söyledi. İç cebinden kağıda sarılı dolarları<br>
çıkardı, anneye uzattı:<br>
‘’Güveninize teşekkür ederim, bu güveni nasıl sağladığımı öğrenmek istiyorum’’<br>
‘’Hocam, Burak’a kimseye söyleme demişsin. İçimize kurt düştü. Biz de herkese ballandıra<br>
ballandıra anlatmıştık. Siz kimseye söylemezsiniz diye düşündük, kötü biri olsaydınız buraya<br>
gelmezdiniz.’’</p>



<p>Yarın saat 15 ‘te gelin bankaya gidelim, doları sizin adınıza ya da babasının adına bankaya<br>
anlaşmalı yatıralım. Altınlarınızı da külçe altına çevirelim, saklaması çok kolay. Çevrenizdekilere bir<br>
yakınınıza borç verdiğinizi ve alamadığınızı söyleyin’’<br>
‘’Allah razı olsun hocam! Yardımınızla bizi dertten kurtardınız. Okuyan adam her şeyi biliyor,’’<br>
dedi. Öğretmen iyi dileklerde bulundu, oradan ayrıldı. Yolda giderken öğrencisinin mücadele azmini<br>
düşündü. Mücadeleden kaçanların yaşam kavgasında aldığı yaraların iyileşmediğine tanık oldu. Burak<br>
gibi yaşama dört elle sarılanlar; hayal ettiği özgürlüğü, kariyeri, zenginliği, saygınlığı, sevgiyi er ya da<br>
geç buluyordu.</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/simit/" target="_blank">Simit</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/simit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>SEVGİNİN GÜCÜ</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/sevginin-gucu/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/sevginin-gucu/#respond</comments>
				<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 19:43:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1128</guid>
				<description><![CDATA[<p>Okul açılalı bir ay olmuştu, 8.sınıfların veli toplantısı yapılıyordu. Okul müdürü bir önceki eğitim-öğretim yılının değerlendirmesini yaptı. Fiziki yapıyla ilgili açıklamalarda bulundu. 8. sınıflarla ilgili alınan kararları açıkladı. Velilerin nasıl bir davranış içinde olmaları gerektiğini hatırlattı, şubelere gidip öğretmenleriyle görüşme yapabileceklerini belirtti. Veliler çocuklarının şubelerine gittiler. 8/E Şubesinin sınıf öğretmeni katılan velilerin imzalarını aldı. Onlardan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/sevginin-gucu/" target="_blank">SEVGİNİN GÜCÜ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Okul açılalı bir ay olmuştu, 8.sınıfların veli toplantısı yapılıyordu. Okul müdürü bir önceki<br>
eğitim-öğretim yılının değerlendirmesini yaptı. Fiziki yapıyla ilgili açıklamalarda bulundu. 8.<br>
sınıflarla ilgili alınan kararları açıkladı. Velilerin nasıl bir davranış içinde olmaları gerektiğini<br>
hatırlattı, şubelere gidip öğretmenleriyle görüşme yapabileceklerini belirtti.<br>
Veliler çocuklarının şubelerine gittiler. 8/E Şubesinin sınıf öğretmeni katılan velilerin<br>
imzalarını aldı. Onlardan öğrenci tanıma belgelerini doldurmalarını ve iletişim bilgilerini<br>
yazmalarını istedi. Bu bilgiler yazıldı. Öğretmen, öğrencilerin durumlarını anlattı. Ders<br>
öğretmenleri de sınıflara gelip kendi dersleriyle ilgili bilgiler verdi. Türkçe ve İngilizce<br>
öğretmeni sınıfı ziyaret edip derslerinde neler yapılması gerektiğini anlattı. Matematik<br>
öğretmeni sınıfa girdi. Orhan Bey 35 yıllık öğretmendi. Anadolu’nun en ücra köşelerinde ve<br>
kendi memleketinde görev yapmıştı. Başarısıyla üst makamlardan birçok belge almıştı. Okula<br>
bu sene atanmıştı. Tahtanın önünde durdu:<br>
“Sayın Veliler, hoş geldiniz,” diye konuşmasına başladı. Kendini tanıttı. Yapılacak<br>
çalışmalarla ilgili bilgi verdi. Velilerden bazıları sorular sordu, sorulara cevap verdi. Mücella<br>
adındaki veli bölgesel ağzıyla:<br>
“Ne biçim örtmensin? Ders işlemimuşun, öle dii çocuklar! Yaşından başından utan, yakışu<br>
mu sa?” Öğretmen söylenenleri dinledi, velilerden bazıları bu duruma tepki gösterince:<br>
“Sakin olun lütfen! Muhatap benim, sizler karışmayınız. Başka şikayetin varsa onları da<br>
ifade edebilirsin,” dedi. Bu söylem şikayetçi veliyi ve diğer velileri şaşırtmıştı. Suçlamayla<br>
karşı karşıya kalan bireyler genelde kendilerini savunmaya geçerdi, oysa öğretmen sıradan bir<br>
durummuş gibi davranıyordu. Veliye baktı:<br>
“Başka söylemek istediğiniz var mı?”<br>
“Var tabi çocumun defterinde hiç bişi yazmiyu, özel ders aldırdıım örtmen:’’Bu hoca heç<br>
ders işlememiş.’’ dii.<br>
Öğretmen tebessüm etti, velilerden başka şikayetleri olanların olup olmadığını sordu,<br>
kimse bir şey söylemedi, Mücella’ya cevap verdi:<br>
“Sizin öğretmenliğimle ilgili değerlendirme yapma yetkiniz yok, değerlendirmeyi<br>
müfettişlerimiz ve yöneticilerimiz yapar. Ders işlemediğim iddianız, ne biçim öğretmensin,<br>
söyleminiz çok ağır. Suçlamanızın çocuğunuza yararı olacağını düşünmeyin, aksine<br>
motivasyonunu düşürecek, dersten soğutacak. Öğretmenle kavgalıyız, diye öğrencimizde ön<br>
yargı oluşacak. Çocuğunuza buradaki tatsız konuşmalardan söz etmezseniz, ona iyilik<br>
yaparsınız. Yaşımdan başımdan utanmam gerektiğini, söylüyorsun. Yüz kızartıcı bir davranışta<br>
bulunmadım, der demez, veli cevap vermek istedi. Öğretmen konuşmasını kesmemesini,<br>
daha sonra söz vereceğini söyledi, konuşmasını sürdürdü:<br>
“Öğrencilerimi tanımaya çalışıyorum. Sizin çocuğunuz defterini evde unuttuğunu söyledi.<br>
Derste yaptığımız çalışmaları arkadaşlarından aldığı kağıtlara uyarımla yazdı. Fetö üyesi<br>
yayınevlerine ait ders kitapları dağıtılmadığından kitap sıkıntımız var. Fotokopiyle<br>
çoğalttığımız soruları öğrencilerimize dağıtıyoruz. Soruların cevapları deftere yapılması<br>
gerekiyordu. Demek ki notları deftere geçmemiş, soruları da çözmemiş. Toplantımızın amacı;<br>
nasıl bir çalışmayla öğrencilerimizin başarısını yükseltebiliriz, diye konuşmasını sürdürürken<br>
veli araya girdi, yüksek sesle:</p>



<p>“Sa gızdım hoca, benim çocua yalancı diyon, başka çocuklara sordum, onlarda ölee diyo.<br>
Seni şikayet etcem hoca! Hanya’yı Gonya’yı görürsün,” dedi. Zafer kazanmış komutan<br>
edasıyla öğretmene ve diğer velilere baktı. Tanıdığı velilerden takdir beklentisi vardı.<br>
Öğretmenin bu durum karşısında ne yapacağını da merak ediyordu. Orhan Öğretmen hukuk<br>
konularına yabancı değildi. Kardeşi, kuzeni, yeğeni ve çocukluk arkadaşı avukattı. Boş<br>
zamanlarında yanlarına uğrayıp onlarla sohbet ederdi.<br>
“Çocuğunuzu yalancılıkla suçladığımı kim söyledi?” Sorusuna kimse cevap vermedi,<br>
öğretmeni suçlayan Mücella:<br>
“Soru verdim diyosun, çocum vermedi diyo. İşte çocua bölece yalancı diyon,” dedi. bu<br>
cevap üzerine öğretmen veliyi ikna etmesinin zor olacağını düşündü. Başka sınıfları da ziyaret<br>
edeceği için:<br>
“ Sizi ikna etmem zor olacak. En iyisi tanıdık avukat var, şikayet edeceğinizi<br>
söylüyorsunuz telefon edeyim, size yardımcı olsun. Varsa avukatınız o da dava açabilir.<br>
Savcılık soruşturmayı yapabilmek için idari yetkiliden izin aldı diyelim. İddialarını ispatlaman<br>
lazım. İddiaların asılsız çıkarsa o zaman size tazminat davası açarım. Tazminata ödediğiniz<br>
parayı aile birliğine yatırırım. Ayrılan sürem bitti, başka sınıfa gitmem gerekiyor.<br>
Görüşmelerim bittikten sonra konuşabiliriz,” dedi. Orhan Öğretmen sınıfın ortasına geldi,<br>
yakasını ilikledi:<br>
“İyi hafta sonları, özel görüşmek isteyen velilerimiz için pazartesi günleri saat:11-12 arası<br>
veli görüşme saatimdir bilginize,” dedi.başka sınıfa gitmek için çıktı.<br>
Velilerin çoğu öğretmenin köşeye sıkıştığını düşünüyordu. Orhan Hoca sakin, bilgili bir<br>
kişiydi. Yaptığı son konuşma ilginç aynı zamanda akıl doluydu. Oysa toplumda suçlamalar<br>
olunca tartışmalar büyür, öfke patlaması yaşanır. Sonuç malum: kavga, küfür, tehdit, bazen<br>
yaralama, cinayet…Öğretmen iletişim gücüyle herhangi bir sorun çıkmasını engellemişti. Sınıf<br>
öğretmeni, Mücella’ya döndü:<br>
“Bu olay olmasaydı keşke. Çocuğunuzun derse ilgisi yok, bunu sizinle konuşmuştuk,<br>
sizden çekindiği için öğretmenin ders yaptırmadığını söylemiş. Sen de buna inanmışsın.<br>
Öğretmenimize ağır konuştun ve hakaret ettin. Liselere giriş sınavında önceki yıl dersine<br>
girdiği öğrencilerden beşi matematik sorularının tamamını çözmüş, diğer öğrencileri de birkaç<br>
soru kaçırmış. Başarı belgesi okul idaresine geldiğinde oradaydım. Orhan Bey’e toplantıda<br>
başarı belgesi verilecekti, fakat arkadaşlarım yanlış anlar düşüncesiyle kabul etmedi, belgesini<br>
aldı, kimseye göstermeden dolabına koydu. Az önce yaptığı gibi kendini övmeyi sevmez, alçak<br>
gönüllü bir insandır. Orhan Bey’in söylediği gibi tatsız olaydan çocuğa bahsetmeyin. Diğer<br>
velilerimiz de bu olayı evde anlatmasın. Öğretmenin çok iyi olduğunu, ders çalışmasa da onu<br>
sempatik bulduğunu, sevdiğini söyleyin. Size birisi gelip nasıl annesiniz? Çocuğunuz<br>
yaramazlık yapıyor, utanma yok mu sizde? dese zorunuza gitmez mi? Elbette etkilenirsiniz.<br>
Orhan Bey’den özür dilemen gerekiyor,” dedi. sınıftaki diğer veliler de:<br>
“Özür dilemelisin,” dediler. Birkaç veliye Mücella çıkıştı:<br>
“Yanımda olcaktınız hani! Beni ateşe attınız, kötü ben oldum. Rezil oldum valla! Benim<br>
adam duyarsa gemiklerimi gırar valla!” dedi.<br>
Yaptığının yanlış olduğunu anladı, fakat ağzından çıkmaması gereken sözler dökülmüştü.<br>
Ders çalışmayan bazı öğrenciler, velilerine öğretmenle ilgili aynı suçlamaları yapmışlardı. Bu</p>



<p>veliler toplantı öncesi yaptıkları kritikte öğretmene haddini bildireceklerdi, fakat öğretmenin<br>
tavrı onları durdurmuştu. Sınıf öğretmeni:<br>
“Olan oldu, tartışmaya gerek yok, toplantı bitiminde Orhan Bey’in yanına gideriz özür<br>
dilersin.”<br>
“Tamam hocam, inşallah terslemez.” dedi.<br>
Öğretmenin diğer sınıftan çıkmasını beklediler. Kendinden utanıyordu, çocuğundan daha<br>
çok milletin ağzına bakmıştı. Olmaması gereken bir davranışta bulunmuştu. Öğretmenin<br>
sakinliğinden dolayı affedeceğini düşünüyordu. Ya şikayetçi olursa rezil olacağını düşündü,<br>
kendi kendine:<br>
“Düşünmek dahi istemium, benim adam kapıya gor beni, amanınn!”<br>
Öğretmen sınıftan çıktı, kapıda veliyle gözgöze geldi. Yanında 8/E sınıfının öğretmeni<br>
vardı. Neden burada olduklarını anlamıştı, tebessüm ederek:<br>
“Buyrun!” dedi. Nerden söze başlatacağını bilemedi, heyecanlandı, dili tutuldu sanki,<br>
sözcükler aklına gelmiyordu. Sınıf öğretmeni yardımcı oldu:<br>
“Orhan Bey, Mücella Hanım biraz önceki çıkışının yanlış olduğunu fark etti. Sizden özür<br>
dilemek istiyor, dedi. Orhan Öğretmen velinin utancını görmüş, konuşmakta zorlandığını<br>
anlamıştı:<br>
“Çok güzel, yanlışı anlamak doğruyu bulmaktır. Annelerin çocukları söz konusu olunca<br>
duygusal davranabiliyorlar. Bazı durumlarda duygusallık zarar verebilir. Ben olayı unuttum<br>
bile.” dedi. Veli kızardı, zorlanarak sözcükler ağzından yarı anlaşılr yarı anlaşılmaz bir şekilde<br>
döküldü:<br>
“Hocam, gusuruma galma! Özür dilium, sen böyüksün, affet!” dedi. Orhan Öğretmen<br>
affettiğini, bu durumlarda birebir konuşmanın daha doğru olduğunu belirtti.<br>
Mücella eve vardığında oğlunun tedirginliğini gördü, öğretmenlerin dediğini yaptı. Oğlu:<br>
“Demek öğretmen beni çok seviyo, yaşasın!” dedi. İçeriden çıkarken annesi:<br>
“Nereye oğlum?”<br>
“Ders çalışmaya anacum” deyince anne güzel bir sözün ne kadar önemli olduğunu gördü:<br>
“Cahallığımızla iş bilene, iş öretmeye galkdıkça her şey batar. Gılavuzu garga olanın burnu<br>
bokdan çıkmaz, sözü ne kadar doğru. Demek ki sevgi, her derde çare. Yaşa sevgi çok yaşa!”<br>
diye slogan attı.<br>
Hakaret ettiği öğretmen, Mücella’ya tatlı dilin ve sevginin sorunları çözdüğünü<br>
öğretmişti. Toplantı vesilesiyle kendini önce yaramazlık yapan, sonra yaramazlığını<br>
affettirmeye çalışan bir öğrenci gibi hissetti.</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/sevginin-gucu/" target="_blank">SEVGİNİN GÜCÜ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/sevginin-gucu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>HAKKIMI HELAL ETMEM</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/hakkimi-helal-etmem/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/hakkimi-helal-etmem/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 21 Feb 2026 21:05:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1115</guid>
				<description><![CDATA[<p>İlçenin tefecilerinden, borcunu ödeyemeyenlerin korkulu rüyasıydı. Alacağını tehsil edemeyince nam olsun diye donu hariç her şeyini alan biriydi. Malı mülkü, hesabı yapılamayacak kadar çoktu. Bununla birlıkte İstanbul’da iş merkezleri, daireleri, siteleri olduğu biliniyordu. Oğullarından biri 10 çalışanıyla kiraları topluyordu. Varlık ölmesini engelleyemedi, acımasız tefeci imamın kayığına bindi, imam helalleşmeyi yapmak için: “Ey cemaat-i müslimin! Burada [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/hakkimi-helal-etmem/" target="_blank">HAKKIMI HELAL ETMEM</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>İlçenin tefecilerinden, borcunu ödeyemeyenlerin korkulu rüyasıydı. Alacağını tehsil edemeyince<br> nam olsun diye donu hariç her şeyini alan biriydi. Malı mülkü, hesabı yapılamayacak kadar çoktu.<br> Bununla birlıkte İstanbul’da iş merkezleri, daireleri, siteleri olduğu biliniyordu. Oğullarından biri 10<br> çalışanıyla kiraları topluyordu. Varlık ölmesini engelleyemedi, acımasız tefeci imamın kayığına bindi,<br> imam helalleşmeyi yapmak için:<br> “Ey cemaat-i müslimin! Burada yatan merhuma hakkınızı helal ediyor musunuz?” dedi.<br> Cemaat helal ettim demek için ağzını açmadan Rüstem:<br> “Helal etmiyorum, hakkımı istiyorum” diye öyle bir bağırdı ki cemaat arasında homurdanmalar<br> başladı, herkes şaşkındı. Bu zamana kadar böyle bir durunla karşılaşmamışlardı.<br> Hakkımı helal etmiyorum, diyen Rüstem deli olarak tanınırdı. Berbere, beni keser diye, gitmezdi;<br> saçı, sakalı uzun ve bakımlıydı. Sırt çantasında çeşitli tamir takımları ve kitap bulunurdu, kitap<br> okuduğundan güzel konuşurdu. Boynundaki 28 madalyasıyla hava atmaya bayılırdı, her birinin başarı<br> hikayesini anlatmak ona büyük gurur verirdi. Elinde futbol topuyla gezerdi, evin camından deli, diye<br> takılanların vay haline! şanngııırt cam darmadağın, deli demenin karşılığı camcıya gitmek olurdu.<br> Bundan keyif alırdı, kahkahalarla:<br> “Deli kim, siz mi ben mi?” derdi.<br> Önceden 1.lig takımının*** birinde futbol oynamıştı, topa hakimiyeti mükemmeldi. Her konuda<br> sohbet ederdi, kendini bazen Platon olarak tanıtır, ben uyumlu bir insanım adalet sağlayacağım, diye<br> nara atardı. Bazıları Deli Platon lakabını kullanırdı. Atatürk’ten alıntı yapar, sporcunun ahlaklısını<br> severim, derdi. Küfredenlere nişan alır şut çekerdi. Şut çekmede de ince ayrıntılara dikkat ederdi, hızlı<br> vurmadığından can yakmazdı. Boyalarla topa yazdığı hergele, terbiyesiz, hıyar, eşekoğlueşek …<br> kelimelerini kızdığı kişilerin sırtına şutlardı. Bu kelimelerı görenler kahkahalarla gülerlerdi. Topu<br> sırttan yiyenler; kıyafetlerini değiştirmek için evlerinin yolunu tutarlardı. Bunları görenler gırgır<br> geçerlerdi:<br> “Deli Platon, mahkemesi hangi yargıyı verdi?” diye sorarlardı.<br> Bazıları Rüstem’in dahi olduğunu, bazılara deli olduğunu tartışırdı.<br> Rüstemin ilginç davranışları çoktu, köprü korkuluklarında yürümek onun için düz yolda yürümek<br> gibiydi. Parasız kalınca ilçenin içinden geçen derenin üzerindeki köprüye giderdi. Bu köprü bir baştan<br> diğer başa 100 m vardı. Korkulukların üzerinde yürürüm, dediğinde oradakilerin düşersin demesiyle<br> iddiaya girer, birkaç günlük para kazanırdı. Iddiaya girecek adam bulamayınca çevre şehirlerde<br> iddiaya girmeye devam etti. iddia işi birkaç alanda sürüyordu. Penaltı atma iddiası da hayli keyifli<br> olurdu. Iddaaya girenler eski futbolcu olduğunu öğrenince:<br> “Deli sandığımız adam bizi deli yerine koydu, vay anasına!” diye hayıflanırlardı.<br> İmam:<br> “Cenazeyi bu durumda kaldıramayız, Rüstem Efendi helalliğini vermeli” dedi. Rüstem;<br> “Bu cenaze kalkmasın, atın leşini! Canavarlar deşsin, kargalar bayram etsin. Bu kan emicinin<br> bizden aldıklarını istiyorum. Anam, inek al demiş, babama. Rahmetli babam, rahmetli anamın bir<br> dediğini iki emezdi. Bu kan emiciden inek almak için borç istemiş. İnek parasını vermis vermesine amma bu borç yüzünden de elli dönüm arazimizi almış elimizden. Babam kahrından göçtü gitti bu<br> dünyadan. Biz çocuktuk kaldık ortalıkta. Konu komşu yardımıyla geçindik. Kaç defa gittim kan<br> emiciden arazimizi istedim, ofisimi bastı diye şikayet etti. Bir de hapiste yatırdı beni. Eyy cemaat-I<br> müslimin hakkımız yendi, helal etmem” dedi.<br> İmam ortamı yumuşatmaya çalıştı, Rüstem’in ikna edilmesini istedi. Cenaze ortada bekliyordu,<br> cemaatte hatırı sayılır kişiler, merhumun çocuklarıyla konuştular, Rüstem’le helalleşmeleri gerektiğini<br> anlattılar. Çocuklarından büyük olan Rüstem’I cemaatten ayrı bir alanda konuşmak istediğini belirttti,<br> fakat Rüstem kabul etmedi, konuşulanlara tüm cemaatin şahit olmasını istedi. Merhumun<br> oğularından Cemil, olaydan haberlerinin olmadığını, araştıracağını, Rüstem’le anlaşacaklarını belirtti,<br> fakat bu sözün yeterli olmadığını düşündü Rüstem:<br> “Güvenmem yazılı belge verin.”<br> Cenaze sahipleri belge işine yanaşmadı, kardeşler kendi aralarında:<br> “Sen ikna et” dediler.<br> Oradikilerin bir kısmı Rüstem’i haklı buluyordu; bir kısmı da, delinin teki ne yapsa yeridir, diye<br> konuşuyordu.<br> Canaze tabutta kalacak değildi. İmam:<br> “Rüstem Efendi ! Müsaade et cenaze ortada kalmasın, bir an önce gömülmesi gerekiyor,<br> merhumun çocuklarıyla işini çözümlersin. Kaldı ki Allah, suç işleyen biri için hükmünü verir. Allah bu<br> merhumun günahını sevabını bilir, ona göre gerekeni yapar. Efendi sen rahat ol” der demez Rüstem<br> bağırmaya başladı:<br> “Hakkımı yediler, vermiyorlar!” diye bağırdı.<br> Cami avlusunda bir kenara bıraktığı topunu aldı, cebinden sprey boya çıkardı, topun her altıgeni<br> içine hırsız yazdı Cemil’in sırtına şutladı, canı yanan Cemil;<br> “Anammm, yandım!&nbsp;Deli misin be adam?” diye sesini yükseltti.<br> Sesini yükseltmesi Rüstem’in krizini tetikledi, Rüstem’in küfürleri kulakları çınlattı, Cemil’in<br> üzerine yürüdü, araya girenler kavgaya önlediler. Koluna giren iki kişi onu oradan uzaklaştırırken,<br> Rüstem avazı çıktığı kadar bağırarak:<br> “Hakkımı helal etmiyorum kan emicinin p..leri, hak yiyicileri, utancınızdan sokaklara<br> çıkamayacaksınız. Kan emici size miras bırakmadı, zehirden günler bıraktı, yıllarca söylenecek bu<br> zalimlik.”diyerek yürüdü.</p>



<p style="text-align:right">26/10/2025-Bulancak</p>



<p>*** (Şimdinin süper ligi)</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/hakkimi-helal-etmem/" target="_blank">HAKKIMI HELAL ETMEM</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/hakkimi-helal-etmem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>AŞK GÜNÜ</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/ask-gunu/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/ask-gunu/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 14 Feb 2026 19:42:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1126</guid>
				<description><![CDATA[<p>Davetinle koştum sana, Girdim masalsı rüyaya. Tek taş yüzük taktın bana, Sevinçle daldım hülyaya. Gönlüm aşkla dolu, dedin. Yoluma çiçekler serdin, Nadide sözler söyledin, Umutla girdik yuvaya. Saadetle geçti, zaman. Büyüdü zevk ve heyacan. Aşkımız dillere destan, Çiçekleri bal dünyaya. Hoş gelsin, sevgimin günü! İşlesin romantik büyü. Gözler gözlerde gün boyu, Göz değmez mi, bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/ask-gunu/" target="_blank">AŞK GÜNÜ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Davetinle koştum sana,<br>
Girdim masalsı rüyaya.<br>
Tek taş yüzük taktın bana,<br>
Sevinçle daldım hülyaya.</p>



<p>Gönlüm aşkla dolu, dedin.<br>
Yoluma çiçekler serdin,<br>
Nadide sözler söyledin,<br>
Umutla girdik yuvaya.</p>



<p>Saadetle geçti, zaman.<br>
Büyüdü zevk ve heyacan.<br>
Aşkımız dillere destan,<br>
Çiçekleri bal dünyaya.</p>



<p>Hoş gelsin, sevgimin günü!<br>
İşlesin romantik büyü.<br>
Gözler gözlerde gün boyu,<br>
Göz değmez mi, bu sevdaya?</p>



<p>Hep tatlı sözler söyledik,<br>
Hoşgörüyü yol belledik,<br>
Kalbimizi ak eyledik,<br>
Aşkım layıksın ihyâya.</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/ask-gunu/" target="_blank">AŞK GÜNÜ</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/ask-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>HAYALLER KALDI</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/hayaller-kaldi/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/hayaller-kaldi/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 21:32:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1121</guid>
				<description><![CDATA[<p>Dedin, parlak yarın senin,Sular coştu benliğimde,Neşeden gözlerim engin,Deniz taştı yüreğimde. Sandım; semaya uçarım,Özgür yaşamı seçerim,Çiçeklerden bal saçarım,Lafmış, zincir bileğimde. İlkyaz oldum sarı yaprak,Vay! Alnımda derin çizik,Nerdeyim? Her yer karanlık,Hayaller kaldı dileğimde. Beyazıma kara, dedin.Doğruyu eğriye çektinCanı yem etti gıybetin.Sözün boş geleceğimde. Dünya hiç kimseye kalmaz, Haluk, mazlum ahı almaz, Dert çektiren derman bulmaz, Güç çöküşü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/hayaller-kaldi/" target="_blank">HAYALLER KALDI</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Dedin, parlak yarın senin,<br>Sular coştu benliğimde,<br>Neşeden gözlerim engin,<br>Deniz taştı yüreğimde.</p>



<p>Sandım; semaya uçarım,<br>Özgür yaşamı seçerim,<br>Çiçeklerden bal saçarım,<br>Lafmış, zincir bileğimde.</p>



<p>İlkyaz oldum sarı yaprak,<br>Vay! Alnımda derin çizik,<br>Nerdeyim? Her yer karanlık,<br>Hayaller kaldı dileğimde.</p>



<p>Beyazıma kara, dedin.<br>Doğruyu eğriye çektin<br>Canı yem etti gıybetin.<br>Sözün boş geleceğimde.</p>



<p>Dünya hiç kimseye kalmaz,<br>
Haluk, mazlum ahı almaz,<br>
Dert çektiren derman bulmaz,<br>
Güç çöküşü belleğimde.</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/hayaller-kaldi/" target="_blank">HAYALLER KALDI</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/hayaller-kaldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>ŞÜPHE DUYULAN MEKTUP</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/suphe-duyulan-mektup/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/suphe-duyulan-mektup/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 21:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Fıkra]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1113</guid>
				<description><![CDATA[<p>Katılacak öğrencileri heyacan sardı.Yazıldı mektuplar, düzeltildi yanlış yerler.Tek tek incelendi, başvurudaki eserler.Okulu temsil etmek için seçildi Kadir.Seçici kurul, dedi ki: ‘’harika bu eser!’’Karar verildi, Kadir’in mektubu birinci.Büyüktü öğretmenin ve müdürün sevinci.Kadir’e yağdı ödül; tam altın Vali Bey’den,Belgeler, kitaplar okuldan, not öğretmenden.Velide hava, öğrencide sevinç çok hani.Gerek var mıydı? Bu kadar kasılmaya yani!Çevre ve okul beğenmedi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/suphe-duyulan-mektup/" target="_blank">ŞÜPHE DUYULAN MEKTUP</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p>Katılacak öğrencileri heyacan sardı.<br>Yazıldı mektuplar, düzeltildi yanlış yerler.<br>Tek tek incelendi, başvurudaki eserler.<br>Okulu temsil etmek için seçildi Kadir.<br>Seçici kurul, dedi ki: ‘’harika bu eser!’’<br>Karar verildi, Kadir’in mektubu birinci.<br>Büyüktü öğretmenin ve müdürün sevinci.<br>Kadir’e yağdı ödül; tam altın Vali Bey’den,<br>Belgeler, kitaplar okuldan, not öğretmenden.<br>Velide hava, öğrencide sevinç çok hani.<br>Gerek var mıydı? Bu kadar kasılmaya yani!<br>Çevre ve okul beğenmedi bu davranışı!<br>Kadir yazarken öğretmen fark etti yanlışı.<br>Akla düştü; bu mektup yazamaz, düşüncesi.<br>Yazdı mı, başka yerden mi aldı bilmecesi?<br>Atatürk’e Mektupları okurken öğretmen,<br>Şüphede haklı çıktı, mektup çalıntı aynen.<br>Alınan ödüllerin iadesi önemli,<br>Anlattı durumu müdüre, gönlü elemli.<br>Müdüre düştü bir kaygı, rezillik diz boyu,<br>Olayı duyurmadan bulmalı çözüm yolu.<br>Bilgi verildi babaya, ödüller istendi.<br>Baba bakmadı insan yüzüne çok utandı.<br>Aile taşındı, Kadir giderken okuldan,<br>Dedi müdür: ‘’Ayrılma sahın ha, doğru yoldan!’’</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/suphe-duyulan-mektup/" target="_blank">ŞÜPHE DUYULAN MEKTUP</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/suphe-duyulan-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
		<item>
		<title>MAHÇUP OLMAK(23)</title>
		<link>https://www.yazidunyasi.com/mahcup-olmak23/</link>
				<comments>https://www.yazidunyasi.com/mahcup-olmak23/#respond</comments>
				<pubDate>Sat, 24 Jan 2026 21:37:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[Haluk Yeşiltepe]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[Yarınlara Yürümek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.yazidunyasi.com/?p=1119</guid>
				<description><![CDATA[<p>(Dayak mektubuna yanıt) 3 Mayıs 2024 &#8211; İstanbul Sevgili Öğrencim,İnsanlık dışı tutumlara dayanman ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Dirençli yapına hayran oldum. Mücadelecisin, içinde bulunduğun durumu bildirmen çok önemli. Bayram konuşmamdan etkilenip mektubu arkadaşınla göndermişsin. Arkadaşın da ketummuş kim olduğunu, tüm ısrarlarımıza rağmen söylemedi. Sana söz verdiğini ve yemin ettiğini söyledi. Bizden yardım beklediğini yazmışsın, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/mahcup-olmak23/" target="_blank">MAHÇUP OLMAK(23)</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></description>
								<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:right">(Dayak mektubuna yanıt) 3 Mayıs 2024 &#8211; İstanbul</p>



<p>Sevgili Öğrencim,<br>İnsanlık dışı tutumlara dayanman ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Dirençli yapına hayran oldum. Mücadelecisin, içinde bulunduğun durumu bildirmen çok önemli. Bayram konuşmamdan<br> etkilenip mektubu arkadaşınla göndermişsin. Arkadaşın da ketummuş kim olduğunu, tüm ısrarlarımıza rağmen söylemedi. Sana söz verdiğini ve yemin ettiğini söyledi. Bizden yardım<br> beklediğini yazmışsın, fakat yardım yapmamız için adını da yazmalıydın.<br> Verdiğin ipuçları seni bulmamıza yardımcı oldu. Öğretmenlerinle toplandık, yazılı kağıtlarını<br> çıkardık, 20 yazılıdan birkaç yazılıya girmişsin. Yazılı kağıtlarından da tahminimizde yanılmadığımızı<br> anladık. Babanı çağırdık. Rehber öğretmenimiz, ben ve müdüre hanım babanla toplantı yaptık. Seni<br> dövmesinin suç olduğunu bildirdik. Elbette baban böyle bir şey yapmadığını, senin, dayak atıyor diye<br> iftira attığını belirtti. Bizde seni korumak adına devamsızlık mektubu gönderdiğimizi söyledik. Evinize<br> gelen görevli; içeride çocukların: ‘’Baba vurma ne olur!’’ diye ağladığını, babanın da: ‘’Seni<br> dövüyorum yine de akıllanmıyorsun.’’ diye bağırdığını anlattı. Şikayet etmemiz halinde seve seve<br> yardımcı olacağını bildirdi, dedik. Baban bunun üzerine mahçup oldu: ‘’Şikayet etmeyin bir daha<br> yapmayacağım, değişeceğim hocam!’’ dedi. Biz de, seni okula gelsin, sınavlara girsin, dedik. Okula<br> seni göndermezse ve dayak atmaya devam ederse şikayetçi olacağımızı bildirdik. Baban kardeşlerine<br> bakacağına, daha dövmeyeceğine, seni okula göndereceğine ve ev işlerine yardımcı olacağına söz<br> verdi.<br> Baban bu konuyu konuyu utandığı için evde konuşmayacak, bundan sonraki olumsuzlukları<br> rehber öğretmeninle paylaşmanı öneriyorum. Bu mektubu ketum arkadaşınla göndereceğim.<br> Çabalarsan kaybettiklerini kazanırsın. İçinde bulunduğun durumu anlatarak cesur olduğunu<br> kanıtladın. Bir söz var: ‘’Binlerce km yol ilk adımı atmayla biter.’’ Unutma yolun sonunda güzel bir<br> yaşam var.<br> Sonsuz sevgilerimle…</p><p>The post <a href="https://www.yazidunyasi.com/mahcup-olmak23/" target="_blank">MAHÇUP OLMAK(23)</a> first appeared on <a href="https://www.yazidunyasi.com/" target="_blank">Yazı Dünyası</a>.</p>]]></content:encoded>
							<wfw:commentRss>https://www.yazidunyasi.com/mahcup-olmak23/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
							</item>
	</channel>
</rss>
